Bursa’da son günlerde belediyenin çalışmalarına baktığımızda, aslında birbirinden farklı gibi görünen birçok işin aynı noktada buluştuğunu görüyoruz: Bursa’nın geleceğine hazırlık.
Altyapı, afet hazırlığı, ulaşım, tarım, ilçelere hizmet… Hepsi farklı başlıklar ama hepsinin merkezinde aynı ihtiyaç var: Daha güvenli, daha yaşanabilir ve geleceğe daha hazır bir Bursa.

Bursa Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Şahin Biba da son dönemde sahada oldukça yoğun bir mesai yürütüyor. Kimi zaman bir ilçede altyapı çalışmasını inceliyor, kimi zaman afet araçlarının hazırlıklarını takip ediyor, kimi zaman da ilçelerin taleplerini yerinde dinliyor.
Bence bunun en önemli tarafı şu:
Bursa’nın sorunlarını masa başından değil, sahadan görmek.
Deprem gerçeğini unutmamak gerekiyor
17 Ağustos’un yıl dönümünde açılan Arama Kurtarma Eğitim Hizmet Binası ve hizmete alınan yeni araçlar, Bursa açısından önemli.
Çünkü deprem konusu Bursa için artık “olursa ne yaparız?” meselesi olmaktan çıkmalı.
Asıl soru şu olmalı:
“Deprem olmadan önce ne yaptık?”
Büyükşehir Belediyesi’nin itfaiye filosuna 7 yeni araç kazandırması, mobil şarj ve internet aracı ile mobil ikram aracını devreye alması elbette önemli. Afet anında saniyelerin bile ne kadar değerli olduğunu hepimiz biliyoruz.
Şahin Biba’nın törende söylediği, “Bize düşen korkuyu büyütmek değil, hazırlığı artırmaktır” sözü de aslında meselenin özeti.
Korkmak kolay.
Hazırlanmak ise emek istiyor.
Bursa’nın ihtiyacı da tam olarak bu: Korkuyu büyütmek yerine hazırlığı büyütmek.
Altyapı görünmez ama hayatın kendisi
Bir de altyapı var.
Çoğu zaman fark etmiyoruz. Musluktan su geliyor, yağmur yağdığında sular kısa sürede tahliye oluyor, kanalizasyon sistemi çalışıyor…
Bunlar normalmiş gibi geliyor.
Oysa bunların arkasında kilometrelerce boru, hat, ekip ve ciddi bir çalışma var.
Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin 17 ilçede yürüttüğü çalışmalar da bu açıdan önemli.
Keles’te binlerce metrelik içme suyu hattı, Nilüfer’de yağmur suyu ve kanalizasyon hatları, Osmangazi’de Panayır bölgesinde altyapı ve yol çalışmaları, Yıldırım’da yenilenen hatlar…
Bunların her biri vatandaşın günlük hayatına doğrudan dokunan işler.
Belki manşetlik görüntüsü yok.
Ama bir şehrin gerçek anlamda yaşanabilir olması biraz da bu sessiz yatırımlara bağlı.
İlçeler de Bursa’nın kendisi
Bursa’yı sadece merkezden ibaret görmemek gerekiyor.
Mudanya da Bursa.
Gemlik de Bursa.

İnegöl, Keles, Nilüfer, Osmangazi, Yıldırım ve diğer ilçeler de Bursa.
Bu nedenle Şahin Biba’nın ilçe ziyaretlerinde öne çıkan “Her ilçeye eşit hizmet” yaklaşımını önemli buluyorum.
Elbette her ilçeye aynı yatırımı yapmak mümkün değil. Çünkü her ilçenin ihtiyacı farklı.
Bir yerde içme suyu öncelikli olabilir, başka bir yerde yol, başka bir yerde tarımsal sulama…
Önemli olan, vatandaşın ihtiyacının yerinde görülmesi.
Mudanya ziyaretinde yapılan görüşmeler de bu açıdan değerli. Kaymakamlık, belediye ve ilçe teşkilatlarıyla bir araya gelmek, sorunları farklı taraflardan dinlemek karar alma sürecine katkı sağlayabilir.
Gemlik’te su, Bursa’da tarım
Gemlik’te sulama tesisinin yüzde 80 seviyesine gelmesi de küçük bir ayrıntı gibi görülmemeli.
Bursa sadece sanayisiyle değil, tarımıyla da güçlü bir şehir.
Su kaynaklarının öneminin her geçen gün arttığı bir dönemde tarımsal sulama altyapısına yapılan yatırım, aslında geleceğe yapılan yatırım.
Çiftçinin üretmeye devam edebilmesi için yalnızca tarlaya değil, suya da ihtiyaç var.
Bu nedenle tarımsal yatırımları da Bursa’nın gelecek planının önemli bir parçası olarak görmek gerekiyor.
Gelelim Bursa’nın yıllardır beklediği hızlı trene…
Burada biraz durmak gerekiyor.
Çünkü Bursa hızlı treni gerçekten çok bekledi.
2019’dan bu yana test sürüşü tarihleri konuşuluyor.
Her yeni açıklamada Bursalıların heyecanı yeniden yükseliyor.
“Bu kez olacak mı?”
Son olarak ağustos sonu için test sürüşü hedefi açıklandı.
Fakat Osmaneli bağlantısındaki çalışmaların sürdüğü ve İstanbul-Ankara YHT hattındaki bazı seferlere verilen aranın 30 Eylül’e kadar uzatıldığı bilgisi kafalarda yeni soru işaretleri oluşturdu.
Şimdi Bursa’nın beklentisi çok basit:
Artık tarih değil, tren görmek istiyoruz.
Bursa Garı’ndan hareket edecek bir trenin Yenişehir’e, oradan Osmaneli’ye ve İstanbul-Ankara YHT hattına bağlanması bu şehir için sadece ulaşım kolaylığı anlamına gelmeyecek.
Sanayici için zaman demek.
Öğrenci için kolaylık demek.
Turist için erişilebilirlik demek.
Bursalı için İstanbul ve Ankara’ya daha rahat ulaşım demek.
Dolayısıyla hızlı tren Bursa’nın yıllardır beklediği sıradan bir ulaşım projesi değil.
Bursa’nın geleceğini bugünden kurmak
Bütün bu gelişmelere birlikte baktığımda şunu görüyorum:
Bursa’nın önünde çok büyük bir çalışma alanı var.
Deprem gerçeğine hazırlanmak gerekiyor.
Altyapıyı yenilemek gerekiyor.

İlçelerin ihtiyaçlarını görmek gerekiyor.
Tarımı ve suyu korumak gerekiyor.
Ulaşımı güçlendirmek gerekiyor.
Ve bütün bunları yaparken Bursa’nın büyüyen nüfusunu da hesaba katmak gerekiyor.
Şahin Biba’nın son dönemdeki saha trafiği bu açıdan dikkat çekiyor. Fakat önemli olan ziyaretlerin ve açıklamaların ötesine geçip somut sonuçların ortaya çıkması.
Çünkü Bursa artık “ne yapılacak?” sorusundan çok, “ne yapıldı?” sorusunun cevabını görmek istiyor.
Depremde hazırlıklı olmak, yağmurda altyapının çalışması, köyde suyun akması, çiftçinin tarlasını sulayabilmesi ve yıllardır beklenen hızlı trenin sonunda Bursa’dan hareket etmesi…
Bence Bursa’nın gerçek gündemi tam olarak bunlar.
Ve sonunda mesele yine aynı yere geliyor:
Bunu başarabilirsek, bugün yapılan her altyapı çalışması, her afet yatırımı ve her ulaşım projesi yarın çocuklarımıza bırakacağımız daha güvenli ve daha güçlü bir Bursa’nın temel taşlarından biri olacak.
Bursa’nın ihtiyacı çok büyük sözler değil; zamanında, doğru ve kalıcı işler.
Gerisi zaten kendiliğinden gelir.

YORUMLAR