Ana Sayfa Arama Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Ferit Gücüyener

17 Ağustos’un 27. yılında Bursa: Deprem gerçeğiyle yüzleşme zamanı

17 Ağustos 1999… Saat 03.02. Türkiye’nin yakın tarihine kazınan o gece, Marmara’nın ortasında başlayan sarsıntı yalnızca binaları değil, toplumun hafızasını da derinden sarstı. Aradan 27 yıl geçti. Acılar unutulmadı, ancak asıl soru hâlâ aynı: Bursa, olası büyük bir depreme ne kadar hazır?

Takvimler 17 Ağustos’u gösterdiğinde Türkiye’nin hafızasında tek bir tarih canlanıyor.

17 Ağustos 1999…

Gece saat 03.02’de meydana gelen Marmara Depremi yaklaşık 45 saniye sürdü. Ancak o 45 saniye, binlerce insanın hayatını değiştirmeye yetti. Kocaeli, Sakarya, Yalova, İstanbul, Düzce ve çevresinde büyük yıkım yaşandı. Binlerce vatandaşımız hayatını kaybetti, on binlerce insan yaralandı.

O gece Türkiye çok ağır bir bedel ödedi.

Fakat 17 Ağustos’un bize bıraktığı en büyük ders sadece depremin ne kadar yıkıcı olabileceği değildi. Asıl ders, hazırlıksızlığın ve dayanıksız yapıların bir depremi nasıl büyük bir felakete dönüştürebileceğiydi.

Bugün aradan 27 yıl geçmişken aynı soruyu Bursa için sormak zorundayız:

Bursa hazır mı?

Bursa’nın gerçeği değişmedi

Bursa, deprem gerçeğinin uzağında bir kent değil.

Tam tersine; aktif fay sistemlerinin etkilediği, nüfusu hızla büyüyen, sanayisi gelişen ve yapılaşmanın geniş alanlara yayıldığı bir kentten söz ediyoruz.

Üstelik Bursa’yı yalnızca merkez ilçeleriyle değerlendirmek de doğru değil.

Osmangazi, Yıldırım ve Nilüfer’den Gemlik’e, Mudanya’dan İnegöl’e, Yenişehir’den Mustafakemalpaşa‘ya kadar 17 ilçenin tamamı kendi özellikleri içerisinde deprem riski açısından ayrı ayrı ele alınmak zorunda.

Çünkü her ilçenin zemini aynı değil.

Her ilçenin yapı stoku aynı değil.

Her ilçenin nüfus yoğunluğu, ulaşım ağı ve altyapısı aynı değil.

Dolayısıyla Bursa’nın deprem hazırlığına da tek bir pencereden bakmak mümkün değil.

Büyükşehir’in çalışmaları önemli ama yetmez

Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin son dönemde deprem riskinin azaltılması konusunda attığı adımlar önemli.

Japonya Uluslararası İşbirliği Ajansı (JICA) ile yürütülen çalışmalar, kentin deprem riskinin bilimsel veriler ışığında değerlendirilmesini amaçlıyor. Olası deprem senaryoları üzerinden bina stoku, altyapı, ulaşım ve kritik tesislerin ne durumda olduğunun ortaya konulması, Bursa’nın geleceği açısından büyük önem taşıyor.

Çünkü artık deprem hazırlığını yalnızca “fay nereden geçiyor?” sorusuna indirgememek gerekiyor.

Asıl soru şu:

Deprem olduğunda Bursa ne durumda olacak?

Hangi yollar açık kalacak?

Hangi hastaneler hizmet verebilecek?

İtfaiye ekipleri enkazlara ne kadar sürede ulaşabilecek?

Elektrik ve su şebekeleri ne kadar sürede ayağa kaldırılabilecek?

İnsanlar nerelerde toplanacak?

Yardımlar nereden dağıtılacak?

Bunların tamamının cevabı depremden önce hazırlanmalı.

Osmangazi ve Yıldırım’da dönüşüm hayati

Bursa’nın merkezindeki yapı stoku düşünüldüğünde Osmangazi ve Yıldırım özel bir önem taşıyor.

Yıllar içerisinde farklı dönemlerde ve farklı yapılaşma anlayışlarıyla oluşmuş mahallelerde kentsel dönüşüm artık yalnızca estetik bir şehircilik projesi olarak görülmemeli.

Kentsel dönüşümün temel amacı insan hayatını güvence altına almak olmalı.

Osmangazi’de 1050 Konutlar, Sıcaksu ve Soğanlı gibi bölgelerde yürütülen dönüşüm çalışmaları bu açıdan önem taşıyor.

Yıldırım’da da riskli yapı stokunun yenilenmesi ve daha sağlıklı yaşam alanlarının oluşturulması gerekiyor.

Ancak burada çok hassas bir denge var.

Dönüşüm yapılırken vatandaşın ekonomik yükü, sosyal hayatı ve mahalle kültürü de göz önünde bulundurulmalı.

Çünkü başarılı kentsel dönüşüm, sadece eski binayı yıkıp yerine yeni bina yapmak değildir.

İnsanı yerinden etmeden, güvenli ve yaşanabilir mahalleler oluşturabilmektir.

Gemlik ve kıyı ilçeleri

Bursa’nın deprem gündeminde Gemlik ayrı bir başlık.

Marmara Denizi’ne kıyısı bulunan Gemlik’in deprem riski uzun yıllardır tartışılıyor. İlçedeki dönüşüm çalışmaları bu nedenle yalnızca bugünün değil, gelecek nesillerin güvenliği açısından da büyük önem taşıyor.

Aynı şekilde Mudanya da deprem hazırlığında özel olarak ele alınması gereken ilçelerden.

Kıyı ilçelerinde deprem sonrasında yalnızca bina güvenliği değil; ulaşım, altyapı ve kıyı bağlantılarının sürekliliği de düşünülmeli.

Nilüfer’in de rehavete kapılmaması gerekiyor

Bursa’nın modern yüzü olarak bilinen Nilüfer için de “yeni yapılaşma var, dolayısıyla sorun yok” yaklaşımı doğru değil.

Yeni binaların yanında zeminin özellikleri, yapı denetimi, yoğunluk, ulaşım yolları, toplanma alanları ve altyapı da hesaba katılmalı.

Çünkü deprem riski sadece eski binaların bulunduğu mahallelerin problemi değildir.

Deprem hazırlığı bütün kent için yapılmalıdır.

İlçeler farklı, tehlike ortak

İnegöl, Yenişehir ve Mustafakemalpaşa da Bursa’nın deprem planında mutlaka ayrı başlıklarla değerlendirilmesi gereken ilçeler arasında.

İnegöl’de sanayi ve nüfus yoğunluğu öne çıkarken, Yenişehir’de tarım alanları ve ova karakteri farklı bir değerlendirme gerektiriyor.

Mustafakemalpaşa’da ise geniş yerleşim alanları ve kırsal bölgeler dikkate alınmalı.

Gürsu ve Kestel’de hızlı yapılaşmanın getirdiği riskler, Karacabey’de zemin özellikleri, İznik ve Orhangazi’de faylara yakınlık gibi başlıklar da ayrıca ele alınmalı.

Dağ ilçeleri olan Keles, Orhaneli, Büyükorhan ve Harmancık içinse farklı bir afet planlamasına ihtiyaç var.

Bu ilçelerde nüfus yoğunluğu daha düşük olabilir. Ancak deprem sonrasında ulaşımın sağlanması, kırsal yapıların durumu ve yardım ekiplerinin bölgeye erişimi başlı başına bir sorun haline gelebilir.

Yani Bursa’da tek bir deprem senaryosu yok.

Her ilçenin kendi gerçeği var.

Mahalle bazında hazırlık şart

Bence Bursa’nın deprem hazırlığında bundan sonraki en önemli aşama mahalle ölçeğine inmek.

Çünkü büyük bir deprem olduğunda insanlar önce yaşadıkları mahallede birbirlerine ulaşacak.

Mahalle afet istasyonları, gönüllü ekipler, ilk yardım bilgisi, acil durum çantaları ve toplanma alanları bu nedenle çok önemli.

Bir vatandaşın deprem anında ne yapacağını bilmesi kadar, deprem sonrasında ailesiyle nerede buluşacağını bilmesi de önemli.

Toplanma alanımız nerede?

Binamızın durumu ne?

Elektrik ve doğalgazı nasıl kapatacağız?

Acil durum çantamız hazır mı?

Mahallemizde kimler yardıma ihtiyaç duyabilir?

Bunlar basit sorular gibi görünebilir.

Ama deprem sonrasında hayat kurtarabilecek sorular bunlar.

Deprem değil, hazırlıksızlık öldürüyor

27 yıl önce 17 Ağustos gecesi çok şey kaybettik.

Evlerimizi kaybettik.

İş yerlerimizi kaybettik.

Sevdiklerimizi kaybettik.

Ama en önemlisi, büyük bir ders aldık.

Bugün yapılması gereken o dersi yeniden hatırlamak.

Depremi engelleyemeyiz.

Fayın hareket etmesini durduramayız.

Ne zaman, nerede ve hangi büyüklükte deprem olacağını kesin olarak söyleyemeyiz.

Ama dayanıksız binayı tespit edebiliriz.

Riskli yapıyı dönüştürebiliriz.

Toplanma alanlarını hazırlayabiliriz.

Afet lojistiğini planlayabiliriz.

Mahalle gönüllülerini eğitebiliriz.

Çocuklarımıza deprem bilinci kazandırabiliriz.

Ve en önemlisi, depremi gündemimize yalnızca 17 Ağustos’larda taşımaktan vazgeçebiliriz.

Bursa’nın ortak meselesi

Bugün Bursa’nın ihtiyacı bir deprem seferberliği.

Bu seferberlik sadece Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin değil; Osmangazi, Yıldırım, Nilüfer, Gemlik, Mudanya, İnegöl, Yenişehir, Gürsu, Kestel, Karacabey, Mustafakemalpaşa, Orhangazi, İznik, Orhaneli, Keles, Büyükorhan ve Harmancık belediyelerinin; kamu kurumlarının, üniversitelerin, meslek odalarının, sivil toplum kuruluşlarının ve vatandaşların ortak çalışmasıyla mümkün.

Çünkü deprem olduğunda belediye sınırları ortadan kalkacak.

Bir ilçedeki yıkım diğer ilçeyi etkileyecek.

Bir yolun kapanması bütün kentin ulaşımını değiştirecek.

Bir altyapı arızası binlerce insanın hayatını etkileyecek.

Bu nedenle Bursa’nın deprem planı ilçe ilçe değil, kent bütünü olarak yapılmalı.

17 Ağustos bize ne söylüyor?

27 yıl sonra hâlâ aynı cümleyi kuruyorsak, artık cümleyi değiştirme zamanı geldi:

“Bursa depremden korkuyor” demek yerine “Bursa depreme hazırlanıyor” diyebilmeliyiz.

Bunun yolu da deprem olduktan sonra enkazın başında değil, deprem olmadan önce masanın başında çalışmaktan geçiyor.

17 Ağustos’ta hayatını kaybedenleri anmanın en anlamlı yolu yalnızca isimlerini hatırlamak değildir.

Onların ardından daha güvenli şehirler kurmaktır.

Bursa’nın önünde büyük bir sınav var.

Bu sınavın adı deprem.

Ve sınav tarihi belli değil.

O halde Bursa, sınava bugün hazırlanmalı.

Çünkü deprem ne zaman gelecek bilmiyoruz.

Ama hazır olup olmayacağımıza bugün karar verebiliriz.

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER