17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nin üzerinden yıllar geçti. Ancak o gece yaşanan büyük yıkım ve kayıplar, Türkiye’nin deprem gerçeğini hafızalara kazıdı. Aradan geçen yıllara rağmen özellikle Marmara Bölgesi’nde deprem riski gündemdeki yerini korurken, Bursa için de artık hazırlıkların daha güçlü, daha planlı ve daha kapsamlı şekilde yürütülmesi gerekiyor.
Tam da bu noktada, 17 Ağustos’un yıl dönümünde Bursa’da gerçekleştirilecek ortak akıl buluşması önemli bir anlam taşıyor.
Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın’ın öncülüğünde yapılması planlanan buluşmanın temel gündemlerinden birinin, Bursa’nın olası bir depreme karşı hazırlık kapasitesinin güçlendirilmesi ve bundan sonra atılacak adımların ortak akılla belirlenmesi olması bekleniyor.
Aslında Osmangazi Belediyesi’nin son dönemde afet hazırlığı konusunda attığı adımlar, bu buluşmanın neden önemli olduğunu da ortaya koyuyor.
Çünkü deprem hazırlığı artık yalnızca “binaları nasıl güçlendireceğiz?” sorusundan ibaret değil.
Afet anında iletişim nasıl sürdürülecek?
Müdahale ekipleri olay bölgesine nasıl yönlendirilecek?
Hangi mahallede ne kadar ihtiyaç var?
Drone görüntüleri nasıl kullanılacak?
Elektrik ve iletişim altyapısının zarar görmesi halinde sistemler nasıl çalışacak?
Mahalle sakinleri ilk dakikalarda ne yapacak?
İşte bütün bu sorulara şimdiden cevap vermek gerekiyor.
Osmangazi’de afet yönetiminde teknoloji devreye giriyor
Osmangazi Belediyesi’nin bu kapsamda yürüttüğü çalışmaların dikkat çeken başlıklarından biri Mobil Afet ve Acil Durum Koordinasyonu Merkezi.
Başkan Erkan Aydın’ın merkezde gerçekleştirdiği inceleme, afet yönetiminin artık yalnızca insan gücü ve klasik müdahale yöntemleriyle sınırlı olmadığını gösteriyor.
Merkezde kullanılan sistemler, afet anında sahadan gelen bilgilerin hızlı şekilde değerlendirilmesini ve müdahale ekiplerinin daha koordineli hareket etmesini hedefliyor.
Özellikle drone aracılığıyla havadan alınan görüntülerin merkezin ana ekranına anlık olarak aktarılabilmesi, afet bölgesinin hızlı şekilde değerlendirilmesi açısından önemli.
Bir deprem sonrasında hangi yolların açık kaldığı, hangi bölgelerde yıkım yaşandığı veya ekiplerin öncelikli olarak nereye yönlendirilmesi gerektiği gibi kritik bilgiler, havadan elde edilen görüntüler sayesinde daha hızlı değerlendirilebilir.
Bu da afet yönetiminde zamanın ne kadar değerli olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor.
Çünkü deprem sonrasında dakikalar bile hayati önem taşıyor.

İletişim kesilirse ne olacak?
Afetlerde en büyük sorunlardan biri de iletişim.
Elektrik kesintileri, baz istasyonlarının zarar görmesi veya iletişim altyapısının yoğunluk nedeniyle kullanılamaması, arama-kurtarma çalışmalarını doğrudan etkileyebiliyor.
Osmangazi Belediyesi’nin Mobil Afet ve Acil Durum Koordinasyonu Merkezi’nde uydu üzerinden sağlanan iletişim sisteminin bulunması bu nedenle ayrıca önem taşıyor.
Başkan Aydın’ın sistemi bizzat arama yaparak test etmesi de yalnızca teknik bir inceleme değil, afet anında iletişimin sürdürülebilirliğinin ne kadar önemli olduğuna yönelik güçlü bir mesaj.
Çünkü bir afet sonrasında koordinasyonun sağlanabilmesi için öncelikle haberleşmenin devam etmesi gerekiyor.
Sahadaki ekip merkezle, merkez de ilgili kurumlarla iletişim kuramadığında en gelişmiş ekipmanların dahi etkin kullanılması zorlaşabilir.
Bu nedenle Bursa’nın afet hazırlığında iletişim altyapısının güçlendirilmesi, üzerinde özellikle durulması gereken konuların başında geliyor.

40 mahalleye afet konteyneri
Osmangazi’nin afet hazırlığında dikkat çeken bir diğer çalışma ise afet konteynerleri.
Başkan Aydın’ın Merinos Parkı’nda bulunan Afet ve Acil Durum Müdahale İstasyonu’nda yaptığı incelemelerde, mahallelere yerleştirilen konteynerlerin içeriği de değerlendirildi.
Bu konteynerlerin birkaç ay içerisinde 40 mahalleye ulaşmasının planlanması, çalışmanın kapsamını ortaya koyuyor.
Konteynerlerde yalnızca temel müdahale malzemeleri değil, afetin ilk saatlerinde ihtiyaç duyulabilecek farklı ekipmanlar da bulunuyor.
Güneş enerjisi sistemi, telefon ve batarya şarj üniteleri, sıcak su sistemi, elektrikli testere, demir kesici, hijyen malzemeleri ve polar gibi ekipmanlar, afet sonrasında mahalle ölçeğinde ilk müdahaleye destek olabilecek şekilde hazırlanıyor.
Burada dikkat çekici olan nokta ise sistemin yalnızca ekipman yerleştirmekle sınırlı tutulmaması.
Konteynerlerin anahtarlarının muhtarlıklarda, belediye hizmet birimlerinde ve mahallelerde eğitimleri gerçekleştirilen afet gönüllülerinde bulunacak olması, yerel müdahale kapasitesini artırmayı amaçlıyor.
Bu yaklaşım aslında önemli bir gerçeği kabul ediyor:
Afetin ilk dakikalarında mahallelerin kendi kendine yetebilme kapasitesi ne kadar yüksek olursa, müdahale o kadar hızlı başlayabilir.

Depreme hazırlık mahallede başlar
Bursa gibi nüfusu yoğun ve yapılaşması geniş bir kentte afet hazırlığını yalnızca merkezi müdahale ekiplerine bırakmak yeterli değil.
Bir deprem olduğunda tüm ekiplerin aynı anda her mahalleye ulaşması mümkün olmayabilir.
Bu nedenle mahallelerde yaşayan vatandaşların bilinçlendirilmesi, afet gönüllülerinin artırılması ve temel müdahale ekipmanlarının ulaşılabilir noktalarda tutulması büyük önem taşıyor.
Osmangazi’de afet konteynerleri ve afet gönüllülerine yönelik çalışmaların bu açıdan değerlendirilmesi gerekiyor.
Çünkü deprem sonrasında ilk müdahaleyi çoğu zaman profesyonel ekipler gelmeden önce en yakınındaki insanlar yapıyor.
Bir komşu, bir muhtar, bir gönüllü veya eğitim almış bir vatandaşın doğru müdahalesi, bazen profesyonel ekiplerin bölgeye ulaşmasına kadar geçen sürede hayati sonuçlar doğurabiliyor.
Şimdi sırada Bursa’nın ortak yol haritası var
Osmangazi’de yürütülen bu çalışmalar önemli.
Ancak Bursa’nın deprem riskini düşündüğümüzde mesele yalnızca Osmangazi’nin sorunu değil.
Nilüfer’den Yıldırım’a, Gürsu’dan Kestel’e, Mudanya’dan Gemlik’e kadar Bursa’nın tamamını ilgilendiren bir riskten söz ediyoruz.
Dolayısıyla bundan sonraki aşamada ilçe belediyelerinin, Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin, AFAD’ın, üniversitelerin, meslek odalarının, bilim insanlarının, sivil toplum kuruluşlarının ve vatandaşların ortak bir zeminde buluşması gerekiyor.
17 Ağustos’un yıl dönümünde gerçekleştirilecek ortak akıl buluşmasının asıl değerini de burada aramak gerekiyor.
Bu toplantı yalnızca geçmişi anmak için değil, geleceğin Bursa’sını daha güvenli hale getirmek için bir yol haritası oluşturmak adına değerlendirilmeli.
Kentsel dönüşüm, afet yönetimiyle birlikte düşünülmeli
Elbette deprem hazırlığının en önemli ayağı yapı güvenliği.
Riskli yapıların tespit edilmesi, güvenli olmayan binaların dönüştürülmesi ve kentsel dönüşüm süreçlerinin hızlandırılması Bursa açısından kaçınılmaz bir ihtiyaç.
Ancak kentsel dönüşüm yalnızca eski binanın yıkılıp yerine yeni bir bina yapılması olarak görülmemeli.
Yeni yapılaşmayla birlikte ulaşım, altyapı, otopark, yeşil alan, sosyal donatı ve afet toplanma alanları da planlanmalı.
Başka bir ifadeyle dayanıklı bina değil, dayanıklı mahalle ve dayanıklı kent hedeflenmeli.

17 Ağustos bize ne söylüyor?
17 Ağustos’un yıl dönümü her yıl bize aynı soruyu soruyor:
Bir sonraki büyük deprem olduğunda hazır olacak mıyız?
Bu sorunun cevabını deprem olduktan sonra vermek istemiyorsak, hazırlığı bugün yapmak zorundayız.
Osmangazi’de mobil afet koordinasyon merkezinin kurulması, drone destekli görüntüleme sistemlerinin kullanılması, uydu iletişiminin devreye alınması, afet konteynerlerinin 40 mahalleye yaygınlaştırılması ve afet gönüllülerinin sürece dahil edilmesi, bu hazırlığın önemli parçaları.
Ancak bundan sonraki adım daha da önemli:
Bu çalışmaların Bursa genelinde ortak bir afet stratejisine dönüştürülmesi.
Çünkü deprem geldiğinde kurumların birbirinden bağımsız hareket etme şansı olmayacak. Başarı; koordinasyon, hızlı iletişim, doğru planlama ve güçlü bir dayanışmaya bağlı olacak.

17 Ağustos bize geçmişin acısını hatırlatıyor.
Bursa’nın bugün yapması gereken ise o acıyı geleceğin güvenli şehir politikalarına dönüştürmek.
Osmangazi’de başlayan teknolojik ve yerel afet hazırlığının, 17 Ağustos vesilesiyle kurulacak ortak akıl masasında Bursa’nın tamamına yayılan daha büyük bir yol haritasına dönüşmesi, kent adına önemli bir kazanım olacaktır.
Çünkü depremi önlemek elimizde değil.
Ama depremin yıkıcı sonuçlarını azaltmak, can kayıplarını en aza indirmek ve daha dirençli bir Bursa inşa etmek bizim elimizde.
Ve bunun için en doğru zaman, depremden sonrası değil, depremden öncesidir.








YORUMLAR