Ana Sayfa Arama Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Ferit Gücüyener

Osmangazi’de geleceğe hazırlık: Depremi unutmadan, kenti dönüştürmek

Bazı tarihler vardır, takvim yaprağından çok daha fazlasını ifade eder. 17 Ağustos da bizim için böyle bir tarih… 27 yıl önce Marmara’da yaşanan büyük deprem, binlerce insanımızı hayattan kopardı. O gece yalnızca binalar yıkılmadı; hepimizin zihninde “deprem gerçeği” diye çok ağır bir başlık oluştu. Aradan yıllar geçti ama deprem gerçeği değişmedi. Özellikle Bursa gibi Marmara’nın önemli kentlerinden birinde yaşıyorsak, bu konuyu yalnızca 17 Ağustos’larda konuşmak yerine yılın 365 günü gündemimizde tutmak zorundayız.

Tam da burada Osmangazi’de son dönemde yapılan çalışmalara bakmak gerekiyor. Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın’ın öncülüğünde yürütülen çalışmalar, afet hazırlığının artık yalnızca “deprem olduğunda ne yapacağız?” sorusuyla sınırlı olmadığını gösteriyor. Asıl mesele, deprem olmadan önce ne kadar hazır olduğumuz.

Depremde ilk dakikalar çok önemli

Bir deprem düşünün… Telefonlar çekmiyor, elektrikler kesilmiş, yolların bazı bölümleri kapanmış, insanlar ne olduğunu anlamaya çalışıyor. Böyle bir tabloda ekiplerin olay yerine ulaşmasını beklemek elbette gerekiyor. Ancak ilk dakikalarda mahallede ne yapılacağı da en az bunun kadar önemli. Osmangazi Belediyesi tarafından oluşturulan Mobil Afet ve Acil Durum Koordinasyonu Merkezi bu açıdan dikkat çekiyor.

Erkan Aydın’ın merkezde yaptığı incelemelerde de görüldüğü gibi teknoloji artık afet yönetiminin önemli parçalarından biri. Drone ile havadan alınan görüntülerin merkeze aktarılması, sahadaki durumun daha hızlı değerlendirilmesine imkan sağlıyor. Hangi yolun açık olduğu, nerede yıkım meydana geldiği, hangi bölgeye öncelikle müdahale edilmesi gerektiği gibi kritik bilgiler afet anında büyük önem taşıyor. Çünkü afet yönetiminde bazen bir dakika bile çok şey değiştirebiliyor.

İletişim koparsa ne olacak?

Afet hazırlığının belki de en kritik başlıklarından biri iletişim. Deprem olduğunda hepimizin yaptığı ilk şey telefona sarılmak. “İyi misin?”, “Evde misiniz?”, “Çocuklar nerede?” diye birbirimize ulaşmaya çalışıyoruz. Peki ya telefonlar çalışmazsa?

Osmangazi Belediyesi’nin mobil merkezinde bulunan uydu iletişim sistemi bu nedenle oldukça önemli. Erkan Aydın’ın sistemi bizzat arama yaparak test etmesi de aslında afet anında iletişimin sürdürülebilirliğine verilen önemi gösteriyor. Çünkü merkez sahayla, saha merkezle ve kurumlar birbirleriyle iletişim kuramazsa en gelişmiş ekipmanların bile etkin kullanılması zorlaşabilir. Bursa’nın afet hazırlığında iletişim altyapısının güçlendirilmesi bu nedenle üzerinde özellikle durulması gereken konuların başında geliyor.

40 mahalleye afet konteyneri

Osmangazi’nin afet hazırlığındaki bir diğer önemli adımı ise mahallelerde kullanılmak üzere hazırlanan afet konteynerleri. Bu konteynerlerin 40 mahalleye ulaştırılması planlanıyor. İçerisinde güneş enerjisi sistemi, telefon ve batarya şarj üniteleri, sıcak su sistemi, elektrikli testere, demir kesici ve hijyen malzemeleri gibi ekipmanlar bulunuyor.

Ancak burada asıl dikkat çekici nokta, konteynerlerin yalnızca belediye ekiplerinin kullanımına bırakılmaması. Anahtarların muhtarlıklarda, belediye hizmet birimlerinde ve mahallelerde eğitim alan afet gönüllülerinde bulunacak olması, yerel müdahale kapasitesini güçlendirecek.

Çünkü büyük bir deprem olduğunda profesyonel ekiplerin aynı anda yüzlerce noktaya ulaşması mümkün olmayabilir. Mahallede eğitimli bir gönüllünün, bir muhtarın veya ne yapacağını bilen birkaç vatandaşın bulunması, ilk müdahalenin çok daha hızlı başlamasını sağlayabilir. Bence afet hazırlığının en değerli taraflarından biri de tam olarak bu: Mahalleleri sadece yardım bekleyen yerler olmaktan çıkarıp, afet anında kendi içinde organize olabilen yapılara dönüştürmek.

Erkan Aydın’ın “ortak akıl” vurgusu önemli

Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın’ın kentsel dönüşüm konusunda sık sık “ortak akıl” vurgusu yapması da bu nedenle önemli. Çünkü kentsel dönüşüm yalnızca belediyenin çözebileceği bir mesele değil. Müteahhitten mimara, mühendisten akademik odalara, Büyükşehir Belediyesi’nden vatandaşa kadar herkesin aynı masada olması gerekiyor.

17 Ağustos’un 27’nci yıl dönümünde düzenlenen Kentsel Dönüşüm Ortak Akıl Buluşması da bu anlayışın önemli bir örneğiydi. Erkan Aydın, kentsel dönüşümün tek başına yönetilebilecek bir süreç olmadığını belirterek kamu, yerel yönetimler, sektör temsilcileri, akademik çevreler ve vatandaşların ortak hareket etmesi gerektiğine dikkat çekti.

Bursa’nın bugün belki de en fazla ihtiyacı olan şeylerden biri bu anlayış. Birbirimizi eleştirmek yerine aynı masada oturup “Bu şehri nasıl daha güvenli hale getiririz?” diye konuşabilmek…

Çarşamba-Altıparmak için önemli fırsat

Osmangazi’nin dönüşümünde en önemli başlıklardan biri de Çarşamba-Altıparmak bölgesi. Hepimizin bildiği, yıllardır konuşulan ancak çözümü kolay olmayan bir bölge. Eski binalar, karmaşık mülkiyet yapısı, yoğun yapılaşma ve şehrin tam kalbinde bulunması, bölgedeki dönüşümü oldukça önemli hale getiriyor.

Erkan Aydın’ın bu bölge için Bursa Büyükşehir Belediyesi ile birlikte yeni bir çalışma yürütüleceğini açıklaması bu açıdan önemli. Yaklaşık 900 bin metrekarelik bir alandan söz ediliyor. Burada yapılacak dönüşümün yalnızca binaları yenilemek şeklinde düşünülmemesi gerekiyor. Çünkü Osmangazi’nin tarihi kimliği var. Tophane, Muradiye, tarihi çarşılar ve Bursa’nın hafızası bu ilçenin ayrılmaz parçaları.

Dolayısıyla “dönüştürelim” derken geçmişi de kaybetmemek gerekiyor. Yeni yapılaşmayla birlikte ulaşım, altyapı, yeşil alanlar, sosyal donatılar ve afet toplanma alanları da düşünülmeli. Kısacası hedef yalnızca dayanıklı bina değil, dayanıklı mahalle olmalı.

17 Ağustos sadece bir anma günü olmamalı

Osmangazi Belediyesi ve Osmangazi Kent Konseyi tarafından düzenlenen 17 Ağustos anma programı da bu açıdan anlamlıydı. Depremde hayatını kaybeden vatandaşlarımız saygıyla anılırken, arama-kurtarma ekiplerinin çalışmaları hakkında da bilgi verildi.

Osmangazi Kent Konseyi Başkanı Sevim Sakallı’nın da dikkat çektiği gibi, deprem değil dayanıksız ve çürük yapılar can alıyor. Osmangazi Belediye Başkan Yardımcısı Recep Çohan da depreme her an olacakmış gibi hazırlıklı olunması gerektiğini vurguladı.

Bence 17 Ağustos’un asıl anlamı da burada başlıyor. Her yıl aynı soruyu sormamız gerekiyor: “Bir sonraki deprem olduğunda hazır mıyız?”

Bu soruya bugün vereceğimiz cevap, gelecekte yaşayacaklarımızı belirleyecek. Riskli yapıları tespit etmek, kentsel dönüşümü hızlandırmak, vatandaşı bilinçlendirmek, mahalle gönüllülerini artırmak, afet ekipmanlarını hazır tutmak ve iletişim altyapısını güçlendirmek zorundayız.

Osmangazi’de hayat sadece depremden ibaret değil

Osmangazi’nin çalışmalarına bakarken bir başka tarafı da unutmamak gerekiyor. Kent yönetimi yalnızca afet ve kentsel dönüşümden ibaret değil. İnsanların hayatına dokunmak da belediyeciliğin önemli bir parçası.

Bunun güzel örneklerinden biri de bu yıl ikincisi düzenlenen sünnet şöleni oldu. 40 mahalleden 200 çocuk Bağlarbaşı Meydanı’nda bir araya geldi. Çocukların sağlık kontrolleri yapıldı, sünnet işlemleri gerçekleştirildi ve ardından aileleriyle birlikte güzel bir şölen düzenlendi.

Erkan Aydın’ın çocuklarla yakından ilgilenmesi, hediyelerini vermesi ve ailelerle sohbet etmesi etkinliğin sıcak tarafını oluşturdu. Temizlik İşleri Müdürlüğü çalışanlarından oluşan Temiz Orkestranın müzikleriyle çocukların eğlenmesi ise geceye ayrı bir renk kattı.

Bazen belediyecilik tam da budur. Bir tarafta kentin geleceğini planlamak, diğer tarafta afetlere hazırlanmak, bir başka tarafta ise bir çocuğun yüzünü güldürmek.

Asıl mesele geleceği birlikte kurabilmek

Osmangazi’de bugün ortaya çıkan tabloya baktığımızda farklı çalışmaların aslında aynı noktada birleştiğini görüyoruz: Güvenli bir kent, dirençli mahalleler, hazırlıklı vatandaşlar, güçlü bir koordinasyon ve sosyal dayanışması yüksek bir toplum.

Erkan Aydın’ın önündeki en önemli sınavlardan biri de bu çalışmaların birbirinden bağımsız projeler olarak kalmaması ve Osmangazi’nin uzun vadeli şehircilik anlayışının bir parçasına dönüşmesi.

Çünkü Bursa’nın deprem riski ortada. Artık tartışmamız gereken şey depremin olup olmayacağı değil, ne kadar hazır olduğumuz.

Osmangazi’de teknolojiyle başlayan afet hazırlığı, mahallelerdeki gönüllülük çalışmaları ve kentsel dönüşüm için kurulan ortak akıl masası bu açıdan değerli bir başlangıç.

Şimdi yapılması gereken, bu anlayışı Bursa’nın tamamına yayabilmek.

Çünkü deprem geldiğinde Osmangazi, Nilüfer, Yıldırım, Gürsu ya da Kestel diye bir ayrım olmayacak. Hepimiz aynı kentin insanları olacağız. O gün birbirimize ne kadar hazır olduğumuz ise bugün ne kadar birlikte çalıştığımıza bağlı olacak.

Depremi durduramayız. Ama yıkımı azaltabilir, can kayıplarını önleyebilir ve kentimizi daha güvenli hale getirebiliriz.

17 Ağustos bize geçmişte yaşadığımız acıyı hatırlatıyor. Bizim görevimiz ise o acıyı sadece anmak değil, geleceğe dair doğru kararların başlangıcı haline getirmek.

Ve bunun için en doğru zaman yarın değil.

Bugün.

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER