2189 yılında, Ay’ın karanlık yüzünde kurulu Helix Araştırma İstasyonu’nda çalışan Dr. Elara Voss, insanlık tarihinin en sıra dışı projesini yönetiyordu. Projenin adı Eventomics idi. Amaç, geçmişteki olayların gelecekte kaç yeni olaya yol açtığını hesaplayan bir yapay zekâ geliştirmekti.
Yüzyıllar boyunca tarihçiler savaşları, bilim insanları nedenselliği, istatistikçiler olasılıkları incelemişti. Elara’nın ekibi ise bambaşka bir soru soruyordu:
“Bir olayın ne kadar doğurgan olduğunu önceden ölçebilir miyiz?”
Quantum ağlarına bağlı yapay zekâ Moirai, insanlık tarihindeki iki yüz milyar olayı birbirine bağlayan devasa bir olay ağı oluşturmuştu. Her düğüm bir olaydı; her çizgi, onun tetiklediği başka olayları gösteriyordu.
Bir gün Moirai beklenmedik bir sonuç üretti.
Tarih kitaplarında yalnızca tek satırla geçen sıradan bir olay, bütün savaşlardan daha yüksek bir “Doğurganlık Endeksi”ne sahipti.
2147 yılının yağmurlu bir sabahında, uzay limanındaki kafede çalışan genç bir kadın, kahvesini yanlışlıkla bir yabancının masasına bırakmıştı.
Yabancı adam sinirlenmek yerine gülümsemişti.
İkili önce sohbet etmeye başlamış, yıllar sonra evlenmişlerdi.
Onların çocuklarından biri, yıldızlar arası seyahatte kullanılan kararlı solucan deliği denklemini keşfetmişti.
Diğer çocuk ise Güneş Sistemi dışındaki ilk yaşanabilir gezegende kurulan koloninin lideri olmuştu.
O kolonide doğan bir torun, insan beynini kuantum bilgisayarlarla güvenli biçimde birleştiren teknolojiyi geliştirmişti.
Bu buluş sayesinde milyonlarca ölümcül hastalık tarihe karışmış, ardından galaksinin farklı uygarlıklarıyla ilk barış anlaşmaları yapılmıştı.
Moirai’nin hesabına göre bütün bu gelişmelerin başlangıç noktası, yanlış masaya bırakılan bir fincan kahveydi.
Elara sonuçları görünce bunun bir yazılım hatası olduğunu düşündü.
Fakat sistem tekrar tekrar aynı değeri hesaplıyordu.
Bunun üzerine ekip, tarihin en büyük liderlerini, mucitlerini ve savaşlarını analiz etti.
Şaşırtıcı biçimde, insanlığın kaderini değiştiren olayların çoğu büyük kararlar değildi. Bir trenin birkaç dakika gecikmesi, bir öğrencinin son anda bölüm değiştirmesi, bir yabancının kapıyı açık tutması veya yanlış gönderilmiş bir mesaj… Bunların bazıları, görünüşte devrimlerden çok daha yüksek doğurganlık puanına sahipti.
Bunun üzerine Dünya Bilim Konseyi, nedensellik araştırmalarını tamamen değiştirdi.
Artık fizik, biyoloji ve ekonomi kadar önemli yeni bir disiplin vardı: Olay Bilimi.
Bu bilim, geçmişi açıklamak için değil, geleceğin hangi olaylar tarafından şekillendirileceğini anlamak için çalışıyordu.
Yıllar sonra Elara, Moirai’ye son bir soru sordu.
“Gelecekte insanlığı en çok etkileyecek olay hangisi olacak?”
Yapay zekâ birkaç saniye sessiz kaldı.
Sonra yalnızca tek bir cümle yazdı:
“Henüz gerçekleşmedi. Ama büyük olasılıkla kimsenin önemli görmeyeceği kadar küçük başlayacak.”
Elara ekrana uzun süre baktı. İnsanlık, kelebek etkisini yüzyıllardır biliyordu. Oysa şimdi anlıyordu ki mesele yalnızca küçük bir etkinin büyümesi değildi. Asıl mesele, hangi küçük olayların geleceği doğuracağını önceden anlayabilmekti.
Belki de evren, neden-sonuç zincirlerinden değil; görünmez bağlarla birbirine bağlanan olaylardan oluşuyordu.

YORUMLAR