Bursa’da yerel yönetim anlayışı üzerine konuşurken son dönemde adı daha sık anılan bir isim var: Şahin Biba. Büyükşehir Belediye Başkanvekili olarak ortaya koyduğu yönetim tarzı, klasik “makamdan yönetim” anlayışının ötesine geçme iddiası taşıyor. Peki bu gerçekten yeni bir model mi, yoksa iyi uygulanan bir saha refleksi mi?

Görünen o ki Biba, tercihini sahadan yana yapmış. Kurduğu ekiplerle birlikte Bursa’nın farklı noktalarında doğrudan temas kuran bir yapı oluşturmuş durumda. Mahalle mahalle dolaşan bu ekipler; esnafla, vatandaşla, yerel temsilcilerle birebir görüşüyor. Bu temasın en önemli farkı ise sadece dinlemekle sınırlı kalmaması. Sorun yerinde tespit ediliyor, çözüm için ilgili mekanizmalar hızlıca devreye alınıyor. Bürokrasi kısalıyor, süreç hızlanıyor.
Elbette bu tek başına bir kişinin yapabileceği bir iş değil. Sahada ona eşlik eden bir ekip var: Deniz Köken, Cüneyt Taşkesen, Ahmet Cihan Kahraman, Osman Tüysüz ve Orhan Mollasalih. Bu isimlerin sahada aktif rol alması, işin sadece “dinleme turu” olmadığını, aynı zamanda koordinasyon ve çözüm üretme sürecinin de eş zamanlı yürüdüğünü gösteriyor.

Ancak asıl dikkat çekici nokta başka: Hizmette eşitlik vurgusu. Türkiye’de yerel yönetimlerin en çok eleştirildiği konulardan biri, hizmetlerin siyasi tercihlere göre şekillenmesi. Biba’nın yaklaşımında ise bunun tersine bir tablo çiziliyor. AK Parti ya da CHP yönetiminde olması fark etmeksizin tüm ilçelere; kültür-sanattan altyapıya, yol yapımından sosyal hizmetlere kadar yatırımların eşit ulaştırılması hedefleniyor. Bu söylem sahada ne kadar karşılık bulur, zaman gösterecek; ancak niyetin bu yönde ifade edilmesi bile önemli.

Bursa gibi hızla büyüyen bir şehirde ihtiyaçların masa başında belirlenemeyeceği açık. Bu nedenle sahadan veri toplamak, yerinde görmek ve hızlı karar almak artık bir tercih değil, zorunluluk. Biba’nın kurduğu sistem de tam olarak bunu hedefliyor: Belediyenin gözü kulağı olmak.
İşin bir de vatandaş tarafı var. İnsanlar artık sadece hizmet almak değil, aynı zamanda duyulmak istiyor. Sorununu anlatabildiği ve karşılık bulabildiği bir yönetim anlayışı, güven duygusunu da beraberinde getiriyor. Şeffaflık ve iletişim, bu modelin en güçlü dayanakları olarak öne çıkıyor.

Öte yandan somut adımlar da yok değil. Kayapa’daki planların Meclis’ten geçirilmesi ve özellikle 550 bağlantı yollarında yapılacak düzenlemeler, ulaşımda kalıcı bir rahatlama hedefinin işareti. Bu tür projeler, sahadan gelen taleplerin somut çıktılara dönüşüp dönüşmediğini gösteren önemli test alanları olacak.
Bir başka dikkat çeken unsur ise yönetim tarzındaki sadelik. Belediyelerde sıkça tartışılan makam ve konut harcamalarına kıyasla, Şahin Biba’nın daha mütevazı bir profil çizdiği ifade ediliyor. Bu da kamuoyundaki algıyı doğrudan etkileyen bir detay.
Elbette her model gibi bunun da sürdürülebilir olması gerekiyor. Sahadan veri toplamak kadar, o veriyi doğru analiz etmek ve kalıcı çözümlere dönüştürmek belirleyici olacak. Aksi halde bu çaba, kısa vadeli bir “saha hareketliliği” olarak kalabilir.

Ama bugün için tablo şu: Bursa’da sahaya inen, dinleyen, hızlı hareket eden ve eşit hizmet iddiası taşıyan bir yönetim anlayışı konuşuluyor.
Velhasıl, Şahin Biba sadece bir yönetici profili çizmiyor; aynı zamanda yerel yönetimde yeni bir tartışmanın da kapısını aralıyor.

YORUMLAR