Hayatımıza yön veren ve güzellik katan canlılar arasında kediler bulunur. Bazen bir evin içinde sadece eşyalar değil, sanki o evin ruhuna eşlik eden sessiz bir fısıltı da yaşar. İşte o fısıltı, bir kedinin tırnaklarının parkedeki hafif tıkırtısıdır. Bu tıkırtı evin içinde bizden başka bir can daha olduğunun göstergesidir. O can bazen bize dost olurken bazen ise sırdaş olacaktır. Kedi sevgisi, öyle birkaç cümleyle anlatılıp geçilecek bir “hobi” değil; o, insanın yalnızlığına merhem olan, kalbin en kuytu köşelerine sızan derin ve insani bir bağdır. Kediler Rabbimizin bizlere emanet ettiği bir candır.

Kedi Sevgisi: O “Bakış”ta Gizli Olan Her Şey
Kediler öldükten sonra başlarına neler geleceğini bilen tek canlıdır. Kediler insana baktığında ve göz göze geldiğinde sanki gözlerinin içinde bir girdap belirir. Bu girdapın sebebi geleceği görebilmelerinin bir sonucudur. Hiç dikkat ettiniz mi? Bir kedi size baktığında, sanki sizi bir röntgen makinesi gibi tarar. İnsanların maskelerinden, toplumun bizden beklediği o yorucu “güçlü olma” zorunluluğundan yoksundur onlar. Sizin statünüzü, kazancınızı ya da o günkü hatalarınızı umursamazlar. Onların baktığı tek yer, sizin o anki ruh halinizdir. Yorgun bir günün sonunda kapıdan içeri girdiğinizde, evdeki o sessizliği delen minik adımlarla gelen o canlı, aslında size şunu söyler: “Tüm dünya seni yorsa da, ben buradayım ve seninle bu sessizliği paylaşmaya hazırım.”
Bir Mırıltı, Bir Şifa
Kedilerde bilimin dahi açıklayamadığı bir sır vardır. Bu sır inançla ilgilidir. Kediler gizemlerini yaşantılarının sonuna kadar taşırlar. Her kedi bu duygu yansıtmasını sahibine hissettirir. Mırıltıları öyle değişiktir ve bazen kedinin konuştuğunu bile düşünebiliriz. bir kedi sahibi için o ses, dünyanın en güvenli melodisidir. Bir kedi yanınıza kıvrıldığında ve o ritmik, derin titreşimleri göğsünüze yansıttığında, aslında kendi iç huzurunu size “ödünç” verir. Sanki sizin ruhunuzdaki o bitmek bilmeyen fırtınaları durdurmak için kendi sakinliğini size aktarır. Bir kedi sevmek; kendi içimizdeki çocukla yeniden tanışmak, o masumiyeti ve karşılıksız sevgiyi hatırlamaktır. Kediniz gelip sizin kucağınıza oturduğunda kalbinizin huzur dolduğunu hissedersiniz.
Onlar Bizi Eğitir
Bir kediyle yaşamak, insana eve gitme isteği verir. Çünkü evde o vardır. Siz eve gittiğinizde sizi kapıda karşılayacak ve sırt üstü yere uzanıp sevinecektir. Bir kedi sizi asla kölesi yapmaz; aksine, size “an”ın kıymetini öğretir. Güneşli bir öğleden sonrasında pencere kenarında saatlerce dalıp giden bir kediyi izlerken, aslında bize hayatın ne kadar basit ve güzel yaşanabileceğini fısıldarlar. Beklemeyi, sabretmeyi ve sadece var olmanın bile yeterli olduğunu onlardan öğreniriz. Bir kedi, bize sevilmenin herhangi bir şartı olmadığını öğretir. Sadece yanınızda olması, varlığı, o yumuşak tüylerinin elinize değmesi… Bu, dünyadaki en saf huzur formülüdür. Sizin çok zengin olmanız ya da popülaritenizin onun için hiç bir önemi yoktur. O sizi siz olduğunuz için seven bir canlıdır.

Yarım Kalmış Bir Kalbi Onarmak: Kedi Sevgisi
Yaşantımız içinde bizler her türlü olay ve incitici durumla karşı karşıya kalırız. Hayatın getirdiği hayal kırıklıkları, insanlar arasındaki o karmaşık ve bazen bencilce konuşmalar bizlerin yıpranmasına ve derin düşüncelere dalmasına sebep olur. Bizler kendi dünyamızda bunları yaşarken kedimizin tek beklentisi bizim ve geleceğimiz o dakikadır. kedimiz bizim sığınabileceğiniz en güvenli limandır. O, sizin ne olduğunuzla değil, “kim” olduğunuzla ilgilenir. Sizinle oyun oynarken gösterdiği o saflık, uyurken yanınızdan ayrılmaması, aslında size olan “varoluşsal bir sadakattir. Kedimiz bizi biz olduğumuz için sever ve karşılık beklemez. İnsanlar gibi değildir.
Kedi sevgisi, insanın insanla kuramadığı o köprüyü, bambaşka, tüylü ve mırıltılı bir dille yeniden inşa etmesidir. Eğer bir gün bir kedinin başını okşadıysanız ve o an kalbinizdeki ağırlığın hafiflediğini hissettiyseniz; o ana kadar neden bir kedinin başını okşamadığınıza pişman olursunuz.
Bir kedi, evin içinde sadece bir canlı değildir; o, sizin yalnızlığınızın en şefkatli yoldaşıdır. Peki, o küçük dostunuzun size ilk yaklaştığı ve kalbinizi tamamen çaldığı o anı hatırlıyor musunuz?
Birde sokak kedileri var. Onlar ev kedileri kadar şanslı değil. Ama onlar kadar candan ve sevgi dolu. Onlara verilen bir tas su ya da birazcık ev yemeği onları mutlu etmek için yetiyor da artıyor bile.


YORUMLAR