Ana Sayfa Arama Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Ferit Gücüyener

Bursa’nın yeni ulaşım sınavı başlıyor

Bursa’da ulaşım meselesi artık yalnızca sabah ve akşam saatlerinde yaşanan trafik sıkışıklığından ibaret değil. İşe gidenin, öğrencinin, hastaneye yetişmeye çalışan vatandaşın, ilçeden merkeze gelen esnafın ortak gündemi haline gelen ulaşım, şehrin günlük hayatını doğrudan belirliyor. Şimdi buna bir de toplu taşıma ücretlerindeki yeni artış eklendi.

Bursa Büyükşehir Belediye Meclisi’nde toplu ulaşım ücretlerine yüzde 25 zam yapılması kararlaştırıldı. Yeni tarifeyle BursaRay’da tam bilet 40 liradan 50 liraya, öğrenci bileti ise 10 liradan 12,50 liraya yükseldi. Tramvay ücretlerinde de benzer bir artış söz konusu.

Rakamlar elbette önemli. Çünkü bugün bir ailenin, öğrencinin ya da her gün işe gidip gelen bir çalışanın ulaşım gideri, aylık bütçesinde ciddi bir yer tutuyor. Ancak Bursa’nın ulaşım tartışmasını yalnızca “zam geldi” noktasında bırakmak da eksik olur.

Asıl soru şu:

Bursalı ödediği paranın karşılığında nasıl bir ulaşım hizmeti alıyor?

Çünkü vatandaşın beklentisi yalnızca daha ucuz bilet değil. Daha kısa bekleme süresi, daha düzenli sefer, daha rahat yolculuk, daha kolay aktarma ve mümkünse trafikte daha az zaman kaybetmek istiyor.

Bursa büyüyor. Yeni konutlar yükseliyor, yeni sanayi bölgeleri gelişiyor, üniversiteler büyüyor, ilçelerin nüfusu artıyor. İnsanların günlük hareketliliği de buna paralel olarak çoğalıyor. Sabah evinden çıkan bir Bursalı için şehir artık yalnızca Osmangazi, Nilüfer ve Yıldırım üçgeninden ibaret değil.

İnegöl’den Bursa’ya, Mudanya’dan merkeze, Gürsu’dan Nilüfer’e, Kestel’den Organize Sanayi Bölgesi’ne uzanan büyük bir hareket var. Dolayısıyla ulaşım planlamasının da bu büyüklüğe göre yapılması gerekiyor.

Bursa’nın ulaşım sorununu konuşurken çoğu zaman aklımıza hemen trafik geliyor. Acemler, İzmir Yolu, Ankara Yolu, Mudanya Yolu… Bu noktalar elbette önemli. Ancak ulaşımın başka bir boyutu daha var: zaman.

Bir Bursalı işe giderken yolda fazladan 30 dakika geçiriyorsa bunun yalnızca trafik açısından değil, yaşam kalitesi açısından da bir karşılığı var. Sabah çocuğunu okula bırakan anne-baba, vardiyasına yetişmeye çalışan işçi, dersine yetişmeye çalışan öğrenci, hastaneye giden yaşlı vatandaş için o 30 dakika çok şey ifade ediyor.

Bu nedenle Bursa’nın yeni ulaşım sınavı, yalnızca yeni yollar veya kavşaklar yapmakla çözülebilecek bir konu değil. Raylı sistemin daha etkin kullanılması, otobüs bağlantılarının güçlendirilmesi, aktarmaların kolaylaştırılması ve ilçeler arasındaki ulaşımın daha bütünlüklü planlanması gerekiyor.

Bir başka önemli konu da mevcut araçların hizmet kalitesi.

Çünkü yeni hatlar açmak, yeni araçlar almak kadar eldeki araçların düzenli ve sağlıklı şekilde çalışmasını sağlamak da önemli.

Özellikle yaz aylarında bunu çok daha fazla hissediyoruz. Kalabalık bir otobüse binen vatandaş için klima çalışmıyorsa birkaç duraklık yolculuk bile oldukça yorucu hale gelebiliyor. Hava sıcak, araç kalabalık ve yeterli havalandırma yoksa yolculuğun sonunda vatandaşın aklında kalan şey, yapılan ulaşım yatırımı değil, yaşadığı sıkıntı oluyor.

Burada mesele yalnızca konfor da değil.

Bir toplu taşıma aracının temel görevlerinden biri, vatandaşı güvenli ve makul şartlarda taşımak. Sabah işe yetişmeye çalışan bir vatandaş, okula giden bir öğrenci, hastaneye ulaşmaya çalışan yaşlı bir kişi ya da çocuğuyla yolculuk yapan bir aile için otobüsün içindeki sıcaklık doğrudan yolculuk deneyimini etkiliyor.

Bu nedenle otobüs klimalarının düzenli olarak kontrol edilmesi ve çalışır durumda tutulması da ulaşım hizmetinin önemli bir parçası olarak görülmeli.

Bursalı açısından konu aslında çok basit. Bilet ücretine zam geldiğinde vatandaş doğal olarak hizmetin de aynı ölçüde iyileşmesini bekliyor.

Daha düzenli sefer, daha az bekleme, daha temiz araç, daha rahat yolculuk ve özellikle sıcak havalarda çalışan klimalar…

Bunların tamamı ulaşım hizmetinin bir parçası.

Çünkü vatandaş için ulaşım, otobüsün durağa gelmesiyle başlayıp gideceği yerde sona ermiyor. Otobüse bindiği andan itibaren nasıl bir yolculuk yaptığı da hizmetin kalitesini belirliyor.

Bir de işin zaman tarafı var.

Her gün işe gidip gelen bir vatandaş düşünelim. Sabah ve akşam yaşanan trafik nedeniyle günde bir saat fazladan yolda kalıyorsa, ay sonunda bunun karşılığı yalnızca yakıt veya bilet ücreti değil. Ailesinden, dinlenmesinden ve kendisinden çalınan zaman da var.

Bu nedenle Bursa’nın ulaşım politikası yalnızca “kaç araç çalışıyor?” sorusuyla ölçülmemeli.

Vatandaş ne kadar bekliyor?

Bir noktadan diğerine kaç dakikada ulaşıyor?

Kaç kez aktarma yapmak zorunda kalıyor?

Yoğun saatlerde araçlar yeterli mi?

Otobüslerin klima ve havalandırma sistemleri düzenli çalışıyor mu?

Bunların hepsi ulaşım hizmetinin gerçek kalitesini ortaya koyuyor.

Bursa’nın 17 ilçesini de bu tablonun içinde değerlendirmek gerekiyor. İnegöl, Mudanya, Gemlik, Orhangazi, Karacabey, Mustafakemalpaşa, İznik, Yenişehir ve diğer ilçelerde yaşayan vatandaşların Bursa merkezle bağlantısı, şehrin ekonomik ve sosyal hayatının önemli bir parçası.

Bir ilçeden merkeze ulaşmak kolaylaştığında yalnızca vatandaşın hayatı kolaylaşmıyor. Eğitimden sağlığa, ticaretten turizme kadar pek çok alan bundan etkileniyor.

Bursa’nın ulaşımında asıl hedef, insanları özel araçlarından vazgeçmeye zorlamak değil, toplu taşımayı gerçekten tercih edilebilir hale getirmek olmalı.

Vatandaş otomobiliyle 30 dakikada gideceği yere toplu taşımayla bir saatte ulaşıyorsa, “Toplu taşımayı kullan” demek tek başına yeterli olmaz. Bunun için toplu taşımanın hızlı, güvenilir, konforlu ve ulaşılabilir olması gerekiyor.

Bursa’nın önünde aslında önemli bir fırsat var. Raylı sistem yatırımları, yeni otobüs hatları, akıllı ulaşım uygulamaları ve trafik yönetimi birlikte düşünüldüğünde şehirde önemli bir rahatlama sağlanabilir.

Ancak burada uzun vadeli düşünmek gerekiyor.

Bursa bugün yaklaşık olarak hangi ulaşım sorunlarını yaşıyorsa, şehir büyümeye devam ettiğinde bu sorunlar daha da büyüyebilir. Bugünün çözümü yarının ihtiyacını karşılamayabilir. Bu nedenle ulaşım planlamasının yalnızca bugünü değil, Bursa’nın 10-20 yıl sonrasını da hesaba katması gerekiyor.

Zam tartışması elbette bir süre daha devam edecek. Vatandaş yeni tarifeyi bütçesinde hesaplayacak. Ancak birkaç ay sonra konuşulacak asıl konu yalnızca bilet fiyatı olmayacak.

Bursalı şunu soracak:

“Ulaşım gerçekten düzeldi mi?”

Otobüs zamanında geliyor mu?

Metroda bekleme süresi azaldı mı?

İlçelerden merkeze ulaşım kolaylaştı mı?

Trafikte geçirilen zaman kısaldı mı?

Otobüsler temiz mi?

Klimalar çalışıyor mu?

Araçlar yoğun saatlerde yeterli mi?

İşte bütün bu soruların cevabı, Bursa’nın ulaşım karnesini oluşturacak.

Çünkü ulaşım hizmetinin başarısı yalnızca yapılan yatırımın büyüklüğüyle değil, vatandaşın o yatırımı günlük hayatında ne kadar hissettiğiyle ölçülür.

Bursa’nın yeni ulaşım sınavı da tam burada başlıyor.

Bursalı artık yalnızca kaç lira ödediğine değil, o paranın karşılığında kaç dakika kazandığına ve nasıl bir yolculuk yaptığına bakacak.

Ve beklentiyi belki de tek cümleyle anlatmak mümkün:

Daha fazla ödüyorsam, daha iyi ve daha rahat ulaşmak istiyorum.

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER