Bursa’yı konuşurken çoğu zaman rakamlarla konuşuyoruz. Kaç konut yapılacak, kaç metrekare alan dönüşüme girecek, kaç kilometre yol yapılacak, kaç fabrika kurulacak, kaç milyon liralık yatırım gelecek… Elbette bunların hepsi önemli. Ancak bir şehrin değerini yalnızca metrekareyle ölçmek mümkün mü?
Bir mahallede yıllardır duran ağacın değeri kaç metrekare? Bir çeşmenin başında çocukluğunu hatırlayan insanların hafızası hangi ölçü birimiyle hesaplanabilir? Aynı sokakta kırk yıldır kepenk açan bir esnafın, o mahalleyle kurduğu bağın karşılığı bir imar planında gösterilebilir mi?
Bursa bugün büyüyor. Sanayisi, nüfusu ve yapılaşmasıyla her geçen gün biraz daha genişleyen bir şehirden söz ediyoruz. Kentsel dönüşüm de önümüzdeki dönemin en önemli başlıklarından biri olacak. Daha güvenli yapılara, daha düzenli mahallelere ve daha yaşanabilir bir Bursa’ya elbette ihtiyaç var. Fakat dönüşümün yalnızca eski binanın yıkılıp yerine yenisinin yapılması olarak görülmemesi gerekiyor.
Çünkü şehir dediğimiz şey yalnızca binalardan oluşmuyor. Bir mahallenin bakkalı, sabah aynı fırından ekmek alan insanlar, yıllardır aynı meydanda buluşan komşular, çocukların oynadığı küçük bir park, bir ağacın gölgesinde yapılan sohbetler de o şehrin parçası. Bazen bir mahallenin en değerli tarafı, tapuda yazan metrekareden çok, insanların orada biriktirdiği yıllardır.
Bursa’nın geçmişine baktığımızda bunu daha iyi görebiliyoruz. Osmanlı’nın izleri, külliyeler, hanlar, hamamlar, Tophane, Yeşil, Uludağ, Cumalıkızık… Bunların her biri Bursa’nın tarihini anlatıyor. Fakat Bursa’yı değerli kılan sadece bu yapıların ayakta durması değil, onların çevresinde oluşan hayatın da bugüne kadar taşınabilmiş olması.
Bugün yeni bir Bursa kurarken asıl mesele belki de burada başlıyor. Yeni olanı yaparken eski olanı tamamen silmeden ilerleyebiliyor muyuz? Daha fazla konut üretirken insanların nefes alacağı alanları koruyabiliyor muyuz? Kentsel dönüşüm yaparken sadece binaları değil, mahallelerin hafızasını da korumayı başarabiliyor muyuz?
Bursa’nın geleceği elbette yeni yatırımlarla, sanayiyle, teknolojiyle, turizmle ve güçlü bir ekonomiyle şekillenecek. Fakat bütün bunların yanında Bursa’nın kendine özgü karakterini de koruması gerekiyor. Çünkü ekonomik olarak büyüyen ama geçmişiyle bağını koparan bir şehir, aslında kazandığı kadarını kaybedebilir.
Belki de bundan sonra Bursa’yı konuşurken sadece “Ne kadar alanı dönüştüreceğiz?” diye sormak yerine, “Bu dönüşümün sonunda nasıl bir Bursa bırakacağız?” sorusunu da sormamız gerekiyor.
Çünkü çocuklarımıza yalnızca daha yüksek binalar, daha geniş yollar ve daha büyük projeler bırakmak yeterli değil. Onlara geçmişini hatırlayan, suyunu koruyan, ağacına sahip çıkan, üretmeye devam eden, sokaklarında hayat olan ve insanını merkeze alan bir Bursa bırakmak gerekiyor.
Bir şehrin değeri gerçekten kaç metrekare?
Belki de asıl değer, o metrekarenin içinde kaç hayatın, kaç hatıranın ve kaç kuşağın izinin yaşadığıdır.








YORUMLAR