Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) Başkan Adayı Özer Matlı, kamuoyuna açıkladığı “Bursa Ekonomisi Dönüşüm Planı: Vizyon 2040” programının ardından basın mensuplarının sorularını yanıtladı.
Gıda OSB ve KOBİ OSB projelerinden sanayi alanlarındaki arazi tahsislerine, Bursa’nın gelecek dönem sanayi politikasından oda-borsa iş birliklerine ve BTSO seçimlerine kadar birçok konuda değerlendirmelerde bulunan Matlı, Bursa’nın ekonomik büyümesinde yeni bir anlayışa ihtiyaç olduğunu söyledi.
“Gıda OSB’de altı yıldır devam eden süreç var”
Gıda OSB projesine ilişkin soruları yanıtlayan Matlı, projenin son dönemde ortaya çıkan yeni bir çalışma olmadığını belirtti.
Projenin yaklaşık altı yıldır gündemde olduğunu ifade eden Matlı, Gıda OSB fikrinin kendisinden çıktığını ve Yenişehir üzerinden uzun süredir çalışmalar yürütüldüğünü söyledi.
Projenin ilgili kamu kurumlarından habersiz yürütüldüğü yönündeki değerlendirmelere de karşı çıkan Matlı, valilik ve bakanlık düzeyinde proje hakkında bilgi ve yazışmalar bulunduğunu savundu.
Yenişehir planları üzerinden açıklama
Yenişehir’deki planlama sürecine de değinen Matlı, bölgeye ilişkin planlama çalışmaları ile Gıda OSB’nin kurumsal hazırlık sürecinin birbirinden ayrı değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Geçmişte Yenişehir planları kapsamında Gıda OSB’nin konumuna ilişkin çeşitli görüşmeler yapıldığını aktaran Matlı, ilgili kurumlar ve teknik ekiplerle konunun değerlendirildiğini ifade etti.
Matlı, projenin resmi süreçlerinin bulunduğunu belirterek planlama aşamalarında yaşanan farklılıkların kamu kurumlarının projeden habersiz olduğu anlamına gelmediğini dile getirdi.
Arazi tahsislerinde “etik” vurgusu
Toplantının soru-cevap bölümünde en çok tartışılan başlıklardan biri ise sanayi bölgelerindeki arazi tahsisleri oldu.
Matlı, kamu yararının söz konusu olduğu sanayi alanlarında yalnızca tahsislerin kendisinin değil, karar süreçlerinde görev alan yöneticilerin ve yakınlarının bu alanlarda arazi edinip edinmediğinin de sorgulanabilmesi gerektiğini söyledi.
Özellikle yönetim kurulu üyeleri ve aileleri açısından etik sınırların net biçimde belirlenmesi gerektiğini savunan Matlı, yöneticilerin kurumsal görevleriyle kişisel ticari çıkarlarının kesişebileceği durumlardan uzak durması gerektiğini ifade etti.
Kendi şirketleriyle ilgili eleştirilere yanıt
Özer Matlı, kendi şirketlerinin sanayi alanlarındaki yatırımları üzerinden yöneltilen eleştirilere de yanıt verdi.
Kendisinin bir sanayici olduğunu ve şirketlerinin önemli bir ciro ile ihracat hacmine sahip bulunduğunu belirten Matlı, yatırım yapan bir iş insanı olarak uygun şartlarda yatırım alanı edinme hakkının bulunduğunu söyledi.
“Benim bir yer alma hakkım yok mu?” diyen Matlı, kendisi açısından temel ölçütün hak ve hukuk olduğunu vurguladı.
“Özel işinizde yapmayacağınızı kurumda da yapmayın”
Özel ticari faaliyetlerle oda ve benzeri kurumların yönetiminin birbirinden ayrılması gerektiğini belirten Matlı, yöneticilerin daha yüksek bir etik sorumluluk taşıması gerektiğini söyledi.
Matlı, özel şirketinde doğru bulmadığı bir uygulamayı yönettiği kurumda gerçekleştiren yöneticilerin kamuoyu açısından sorgulanmasının doğal olduğunu ifade etti.
Özellikle sanayi bölgelerindeki arazi tahsislerinde yöneticilerin kişisel ticari ilişkilerinin şeffaf biçimde değerlendirilebilmesi gerektiğini savundu.
“Büyük sanayi Bursa’da olmamalı”
Bursa’nın gelecekteki sanayi politikasıyla ilgili görüşlerini de paylaşan Matlı, kentin artık yeni ve büyük ölçekli sanayi yatırımlarını taşıyacak alan açısından ciddi bir baskı altında olduğunu söyledi.
Bursa’nın aynı zamanda önemli bir deprem bölgesi olduğunu hatırlatan Matlı, yeni sanayi yükünün kente getirilmesinin doğru olmadığını belirtti.
Matlı, “Büyük sanayi Bursa’da ben istemiyorum. İstemememiz lazım” sözleriyle yaklaşımını net biçimde ortaya koydu.
“Fabrika sayısı değil, teknoloji büyümeli”
Bursa’nın bundan sonraki ekonomik büyümesinin daha fazla fabrika ve sanayi alanı üzerinden değil, mevcut üretim kapasitesinin teknoloji ve katma değerle güçlendirilmesiyle sağlanması gerektiğini ifade eden Matlı, yüksek teknolojili, inovatif ve markalı üretime geçiş çağrısı yaptı.
Bursa’nın sermaye birikimi, nitelikli insan kaynağı ve üretim tecrübesi açısından güçlü bir altyapıya sahip olduğunu belirten Matlı, bu avantajların yeni teknolojilerle desteklenmesi gerektiğini söyledi.
Bu kapsamda yeni nesil mobilite, yapay zekâ, endüstriyel yazılım, ileri malzeme ve yüksek katma değerli üretim alanlarının ön plana çıkarılması gerektiğini ifade etti.
Matlı’nın yaklaşımına göre Bursa’nın sanayideki hedefi artık daha fazla alan tüketmek değil, aynı üretim kapasitesinden daha yüksek ekonomik değer elde etmek olacak.
“Birbirimizle konuşamazsak Bursa kaybeder”
Bursa’nın ekonomik geleceğinin yalnızca sanayi bölgeleri üzerinden şekillendirilemeyeceğini belirten Matlı, kentteki kurumların ortak akılla hareket etmesi gerektiğini söyledi.
Farklı görüşlerin bulunmasının doğal olduğunu ancak kurumların aynı masa etrafında buluşamamasının Bursa’nın önünde engel oluşturduğunu savunan Matlı, kent yönetiminde daha fazla koordinasyona ihtiyaç olduğunu ifade etti.
Oda ve borsaların sahip olduğu geniş ticari ağın da Bursa ekonomisinin gelişimi için daha etkin kullanılabileceğini belirtti.
Anadolu ile ticaret ağı güçlendirilecek
Bursa’nın Anadolu’daki diğer şehirlerle ticari bağlantılarının artırılması gerektiğini dile getiren Matlı, oda ve borsaların mevcut iletişim ağının bu amaçla kullanılabileceğini söyledi.
Hemşehri topluluklarının da yalnızca sosyal ilişkiler kapsamında değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Matlı, bu bağlantıların ticaret ve yatırım fırsatlarına dönüştürülebileceğini ifade etti.
Bursa’daki iş insanlarıyla Anadolu’daki firmaların oda ve borsalar aracılığıyla eşleştirilmesinin yeni ticari koridorlar oluşturabileceğini kaydetti.
BTSO adaylığı: “20-0 önde başlayanlar var”
Yaklaşan BTSO seçimleriyle ilgili soruları da yanıtlayan Matlı, mevcut yönetimin kurumsal avantajlara sahip olduğunu söyledi.
“İçeride olan her zaman 20-0 önde başlar” diyen Matlı, kurum imkanları ile kişisel seçim çalışmalarının birbirinden ayrılması gerektiğini savundu.
Adaylık kararının arkasında kişisel bir makam beklentisinin bulunmadığını belirten Matlı, BTSO Başkanlığı’nın ciddi sorumluluk ve zaman gerektiren bir görev olduğunu ifade etti.
Vizyon 2040’ın temel mesajı
Özer Matlı’nın açıklamalarında Bursa’nın gelecek dönem ekonomik modeliyle ilgili temel yaklaşım da netleşti.
Matlı, kentin yeni büyük sanayi alanlarıyla büyümesi yerine teknoloji, inovasyon, marka, Ar-Ge ve yüksek katma değerli üretim üzerinden gelişmesini savunuyor.
Bu anlayışın “Vizyon 2040” planının da temel unsurlarından biri olduğunu belirten Matlı, Bursa’nın mevcut sanayi gücünü korurken üretimin niteliğini yükseltmeyi hedeflediklerini söyledi.
Matlı’nın mesajı özetle şu oldu: Bursa’nın geleceğinde daha fazla fabrika değil, daha fazla teknoloji; daha fazla alan değil, daha fazla katma değer olacak.
