CHP, bugün Ankara’da dikkat çeken iki ayrı bayramlaşma programına hazırlandı.
Aynı saat diliminde yapılacak etkinliklerde Kemal Kılıçdaroğlu CHP Genel Merkezi’nde, Özgür Özel ise Güvenpark’ta vatandaşlarla buluştu.
İşte gün içinde yaşananlar:
Kılıçdaroğlu iki buçuk yıl sonra CHP Genel Merkezi’nde
Mahkeme kararıyla CHP Genel Başkanlığı görevine getirildiği belirtilen Kılıçdaroğlu CHP Genel Merkezi’nde vatandaşlarla bayramlaşmak için geldi.
Saat 12:50’de parti binasına gelen Kılıçdaroğlu, “Halkın umudu Kılıçdaroğlu” sloganıyla karşılandı ve partililer tarafından makam aracına karanfil bırakıldı.
Kılıçdaroğlu’nun, CHP Genel Merkezi bahçesinde vatandaşlara hitap edeceği, konuşma için özel bir sahne kurulmayacağı, hitabın CHP logosunun bulunduğu merdivenlerden yapılacağı belirtildi.
Özgür Özel Güvenpark’ta olacak
Öte yandan yine saat 14:00’te Özgür Özel de Güvenpark’taki CHP Ankara İl Başkanlığı önünde vatandaşlarla bayramlaşma gerçekleştirecek.
Özel’in bayramlaşmak için çağrı yaptığı Güvenpark’ta da büyük bir kalabalık toplandı. Alandakilerin “Özgür gelecek, özgür Türkiye” sloganları attığı görüldü.
İşte Kılıçdaroğlu’ndan CHP Genel Merkezi’nde ilk kare
CHP Genel Merkezi’ne gelen Kemal Kılıçdaroğlu’nun makam odasından fotoğraflar paylaşıldı.


Kemal Kılıçdaroğlu, Genel Merkez’de bir konuşma yapacak.
CHP Genel Merkezi’nde “Hatay Lüftü Savaş’ın yanında” pankartı
CHP Genel Merkezi önünde, mutlak butlan davasını açan eski Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Lütfü Savaş için pankart açıldı.
Pankartta, “Hatay Lüftü Savaş’ın yanında” yazıldı.
Özgür Özel ve Mansur Yavaş Güvenpark’a geldi
Özgür Özel ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı (ABB) Mansur Yavaş bayramlaşmak için çağrı yaptıkları Güvenpark’a geldi.
Mansur Yavaş: CHP sıradan bir parti değildir
ABB Başkanı Mansur Yavaş CHP Ankara İl Başkanlığı önünde düzenlenen bayramlaşma programında konuştu.
Yavaş’ın konuşmasında öne çıkan ifadeler şöyle:
“Bu insanların değişim umudu, daha güzel bir ülkede yaşama umudu benim kişisel vefa duygumun çok çok üzerindedir.
İnsanların umudunu tüketen bir konumda bulunmaktansa, siyaseti bırakırım. İnsanların umudunu yeşertmemiz gerekir. Önemli olan bu toplumun geleceğidir. CHP sıradan bir parti değildir, bu ülkenin kurucu iradesidir. CHP’yi zayıflatmaya yönelik her girişim, yalnızca partiyi hedef almamaktadır. Türkiye’nin birikimini ve Cumhuriyet’in değerlerini hedef almaktadır.”
Kemal Kılıçdaroğlu: Çok açık konuşacağım
Kemal Kılıçdaroğlu iki buçuk sene sonra CHP Genel Merkezi’nde konuşma yapıyor.
Kılıçdaroğlu’nun konuşmasından önce çıkan ifadeler şöyle:
“Burası hepimizin. Halkın yuvasıdır. Partimizin vefakar evlatları Bugün burada Cumhuriyet Halk Partisi’nin tarihsel namusunu, Türkiye Cumhuriyeti’nin demokratik güvenliğini, millet iradesinin onurunu ve devlet aklının geleceğini konuşmak için bulunuyorum.
Çünkü yaşadığımız mesele yalnızca bir kurultay tartışması değildir. Yalnızca kimin genel başkan olacağı meselesi de değildir. Bu mesele, Türkiye’de siyasetin ahlakla mı, parayla mı, hukukla mı, operasyonla mı, millet iradesiyle mi, aparatlar üzerinden mi şekilleneceği meselesidir.
“Sert konuşacağım ama kinle değil”
Ben bugün çok açık konuşacağım. İfade edeyim. Ben bugün çok açık konuşacağım. Açık konuşacağım ama öfkeyle değil. Sert konuşacağım ama kinle değil. Gerçeği söyleyeceğim ama kimseyi aşağılamadan, hedef göstermeden. Kimseye haksızlık etmeden. Çünkü bizim geleneğimiz budur.
Çünkü biz Cumhuriyet Halk Partiliyiz. Bizim kitabımızda intikam yoktur. Bizim kitabımızda iftira yoktur. Bizim kitabımızda kin yoktur. Bizim kitabımızda mertçe helalleşme vardır. Hesaplaşma vardır. Ama bu hesaplaşma kişisel değil, ahlakidir. Bizim kitabımızda arınma vardır. Ama bu arınma tasfiye değil, yeniden bir doğuştur.
“Bu mesele sadece genel başkanlık meselesi değil”
Biliyorsunuz, 38. Kurultay’da bir bayrak değişimi olmuştu. Biz o gün dedik ki, başımızın üstüne. Cumhuriyet Halk Partisi’nde demokrasi esastır dedik ve çekildik. Maalesef gördük ki kardeşlerim, durum öyle değil. O kurultay Türkiye siyasetinde bir milattır.
O gün yaşananlar, o günden sonra ortaya çıkan iddialar, yargıya taşınan dosyalar, kamuoyunda oluşan derin kuşkular ve bugün geldiğimiz nokta hepimize şunu göstermiştir. Bir siyasi partinin iç demokrasisi sakatlanırsa, ülkenin de demokrasisi sakatlanır.
Bunu herkesin hafızasının bir yerinde tutması lazım. Bir partinin delegesinin iradesi şaibeli hale gelirse, milletin iradesine duyulan güven sarsılır ve derin bir yara alır. Bir partinin yönetimi ahlaki meşruiyet sorunu yaşarsa, o partinin Türkiye’de demokrasi vaat etmesi de imkansız hale gelir.
“Kurultay sandığını önünüze getireceğim”
Soruyorum size. Biz bu partiyi mahkeme salonlarında itibarımız çiğnensin diye mi büyüttük? Atamızın emaneti partimizi kimler pavyon masalarına meze etmeye çalıştı? Emanetimizi kimler mahkeme kapılarına düşürdü? Kimler kapalı kapılar ardındaki küçük hesaplarla, kişisel ikbal telaşıyla ihanet etti?
Şimdi bana soruyorlar, ne yapacaksın? Benim ne yapacağım bellidir. Ben hesap soracağım hesap. Kurultay sandığını en kısa sürede önünüze getireceğim. Temiz, tertemiz bir kurultay yapacağız. Partililerimiz, partimizin güvenli limanını işaret ve inşa edecek. O güvenli limana hep beraber gideceğiz. Doğru düzgün bir limana gideceğiz. Ben değil kardeşlerim. Güvenli limanı sizler inşa edeceksiniz. Ve o sandıktan kim çıkarsa partinin meşru, hukuki lideri olacaktır. Başımızın tacı olacaktır. Biz usulsüzlüğe de koltuk sevdasına da geçit vermeyiz.
“Kul hakkını kimseye yedirmeyeceğim”
Karşınızda duran bu adamı iyi tanırsınız. Ben hayatı boyunca hem bürokratik yaşamımda hem de siyasi yaşamımda sadece ve sadece vatana, millete hizmet etmiş bir kardeşinizim.
Hesap uzmanlığından genel müdürlüğe, milletvekilliğinden genel başkanlığa kadar devletin ve milletin her kademesinde görev yaptım. Tek bir kuruş boğazımdan aşağı haram lokma inmedi. Kul hakkı yemedim, yedirmedim. Bundan sonra da açıkça söylüyorum. Yedirmeyeceğim, yedirmeyeceğim. Kul hakkını kimseye yedirmeyeceğim.
Bir ömür boyunca vicdandan, ahlaktan ve dürüstlükten zerre kadar ayrılmadım.
“FETÖ ile hiçbir bağım olmadı”
Şimdi beni iyi dinleyin. Tüm dünya dinlesin. Altını çizerek ve haykırarak söylüyorum. FETÖ terör örgütü başta olmak üzere hiçbir terör örgütüyle ve hiçbir yurt dışı odaklı yapıyla en ufak bağlantısı, en ufak teması olmamış, alnı ak, başı dik bir adam duruyor karşınızda.
Sizi utandıracak hiçbir işin içinde olmamış bir kardeşiniz olarak söylüyorum. Benim tek bağım bu aziz milletledir. Benim tek odağım vatandır ve Türkiye’dir.
Unutmayın. Bize çamur atmaya kalkanların çamurları kendi ellerinde kalmıştır. Tarih önünde de hep ellerinde kalacaktır.
“Bu yürüyüş adaletin ve temiz siyasetin yürüyüşüdür”
Değerli yol arkadaşlarım. Ben 78 yaşındayım. Koca bir ömür. Ve bugün 78 yaşında ama bir derdi olan, derdini anlatmaktan asla vazgeçmeyen, aziz Türk milletine tarih önündeki millet yürüyüşünü sizlerle yapan bir kişi olarak karşınızdayım.
Bu yürüyüş benim yürüyüşüm değil. Bu yürüyüş adaletin, dürüstlüğün, temiz siyasetin son büyük nöbetidir. Bu yürüyüş arınmanın, arınarak çoğalmanın, çoğalarak kazanmanın yürüyüşüdür. Bu yürüyüş, bu asırlık çınarı kuruluş kodlarına, o tertemiz ahlaki zemine geri oturtma yürüyüşüdür.
“Bana hain diyenlere sesleniyorum”
Birilerinin siparişleriyle, birilerinin fermanıyla atılan o kirli sloganları duydum. Bana 78 yıllık ömrünü bu vatana adamış bu adama hain diye bağıranları duydum. Onlara, o sloganları attırılan kirli zihniyete tarih önünde sesleniyorum. Bu vatanda ihanet ile vatan kahramanlığı arasındaki çizgi, kıldan ince, kılıçtan keskindir.
Tarih bilmeyenler dinlesin. Büyük önderimiz, ebedi genel başkanımız Gazi Mustafa Kemal Atatürk, milli kurtuluş mücadelesini başlatmak için Samsun’a çıkarken boynunda idam fermanı, isminin üstünde de hain ilanı vardı.
Şimdi yapmayın dediğimiz halde normalleşenlerin, sarayın karşısında el pençe divan duranların, bugün FETÖ artıklarıyla bir olup milletimizi kışkırtarak bizlere hain damgası vurma çabaları nafiledir. Bu çaba bizi yolumuzdan döndüremez. Bu çaba sadece ve sadece kendi acizliklerinin, kendi korkularının tecellisidir.
“Örgütümden ve milletten özür diliyorum”
Şimdi müsaade edin. Ömrünün en zor yürüyüşünü yapan bu kardeşiniz, bu yaşlı adam, sizinle tam bu noktada tarih önünde açıkça helalleşsin.
Benim bu millete, bu aziz millete, bu cefakar örgüte bir özür borcum var. Bu milletin kurtuluşu, adaleti ve aydınlık geleceği için başlattığım o kutsal yürüyüşe arkamızdan sinsice sızan, ruhunu satmış FETÖ terör örgütü ajanlarını zamanında fark edemediğim için sizlerden özür diliyorum.
Biz vatan dedikçe, biz millet dedikçe kapalı kapılar ardında dış odaklardan medet uman, onlardan icazet ve yardım dileyen o gafilleri koynumda beslediğim için sizlerden özür diliyorum.
Sizin o nasırlı ellerinize, helal lokmalarınızdan artırarak bu partiye verdiğiniz emekleri kendi kurdukları o haram sofralarına meze yapanları, o hortumları zamanında kesmediğim için sizlerden özür diliyorum.
Cumhuriyet Halk Partisi’nin şerefli delegelerini pavyon masalarında pazarlık konusu yapanların, Mustafa Kemal’in partisini mahkeme kapılarına düşürüp itibarımızı ayaklar altına almaya çalışanların maskesini vaktinde indiremediğim için sizlerden özür diliyorum.
Halkın belediyesinde yetimin hakkına göz dikip rüşvete, talana bulaşan o rüşvetçi belediye başkanlarını bu partiden söküp atamadığım, onları tek tek ayıklayamadığım için sizlerden, örgütümden ve tarih önünde halk deryasından özür diliyorum.
Benim temiz niyetimi, bu ülkeye olan sevdamı sırtımdan hançerlemek için kullananları göremedim. Hakkınızı helal edin ve beni affedin.
“Baba ocağında haram lokma olmaz”
Sizin o her fırsatta diline doladığınız baba ocağında rüşvet olur mu? Uşak Belediyesinde rüşvete, talana göz yummak, yetimin hakkını peşkeş çekmek baba ocağının kitabında yazar mı? Size soruyorum değerli kardeşlerim.
Baba ocağında market poşetlerinin içinde haram paralar olur mu? Baba ocağında kutuların içinde rüşvet verilir mi? Baba ocağında FETÖ’cü hesapların talimatlarıyla kumpaslar kurulur mu?
Baba ocağında helal vardır, temizlik vardır, hak vardır. Çünkü baba ocağı vatandır. Biz bu baba ocağının sahipleriyiz. Baba ocağının sofrasında asla ve asla haram lokma olmaz. Her şey helaldir. Çünkü orası baba ocağıdır.
“Rüşvet ve talana göz yumanlarla yol yürünmez”
Baba ocağında oturanlar, Gazi Meclisi’nin çatısı altında rüşvet poşeti iddiaları karşısında sessiz kalamaz. Bu lekeyi Gazi Meclisimize ve Cumhuriyet Halk Partimize düşürenlerle nasıl yol yürüyeceğiz? Biz değil, siz karar vereceksiniz.
“CHP devlete istikamet çizen bir partidir”
Kapatma olursa yedek parti hazır diyenler şunu çok iyi bilsinler. Cumhuriyet Halk Partisi devlete istikamet çizen bir partidir. Cumhuriyet Halk Partisi ahlakın, erdemin, ülkesine ve vatandaşına hizmet etmeyi şiar edinenlerin, demokrasiyi savunanların partisidir. Hiçbir Cumhuriyet Halk Partili çift ajandalı değildir. Bu parti mandacılara karşı ‘Ya istiklal ya ölüm’ diyenlerin partisidir.”
Kılıçdaroğlu’nun konuşması Özel’in konuşmasından önce sona erdi.
Kılıçdaroğlu, “Haram saltanatı” şarkısı eşliğinde CHP Genel Merkezi’ndeki bayramlaşma programının sonunda güvercin uçurdu.
Özgür Özel: Bir binamız yok, paramız yok ama siz varsınız
Özgür Özel de aynı dakikalarda Güvenpark’ta konuşmasına başladı.
Özel’in konuşmasından önce çıkan ifadeler şöyle:
“CHP, bir partili cumhurbaşkanını yapılacak ilk seçimde iktidar olacağı için, CHP’nin iktidar umuduna, sandığa müdahale etmekte, Türkiye’nin birinci partisinin başına atama yapmaya kalkmaktadır.
Keşke birilerinin söylediği gibi bu mesele CHP’nin iç meselesi olsa, parti içi tartışma olsa, meseleyi doğru görelim. Bu mesele CHP’nin iç meselesi değildir, Özgür Özel ile Kemal Kılıçdaroğlu meselesi değildir, bu mesele Recep Tayyip Erdoğan’la milletin meselesidir.
Meydan doldu taştı, sesimizin gidemeyeceği mesafelere ulaştı. Bugün ses sistemi güçlü, daha güçlü bir otobüsümüz yok, bir binamız yok, paramız yok ama başkalarında olmayan bir şey var, siz varsınız…
Bir tarafta binalar, bir tarafta size rağmen polisle ele geçirilen bina var.
TGRT’den kampanya ile, AK Parti’den destekle, önünde A Haber’in canlı yayın yaptığı, Türkiye’nin dört bir yanından parayla gündüz tarlada çalışacak olanları dahi ‘yevmiyeni verelim’ diye taşımayla, göstermelik cılız kababalıkla meşruiyet arayışı var, bir tarfta milletin ta kendisi var.
O yüzden mukayese kabul etmez, kıyas kabul etmez. Bir tarafta ele geçirilmiş binalar, bir tarafta partisine, ülkesine sahip çıkan milyonlar var.
“Biz atanmış değil, seçilmiş CHP’yiz”
O yüzden şunu herkes bilsin, biz hepimiz CHP’ni 47 yıl sonra iktidar yapanlarız, birinci parti yapanlarız. Biz AK Parti’yi kurulduğu günden beri ilk kez yenen kadrolarız. Biz kaybeden, kaybetmeye alışmış CHP değil, kazanan CHP’yiz.
Biz atanmış değil, seçilmiş CHP’yiz. Herkes şunu adı gibi bilsin ki AK Parti demokratik bir seçimi bundan snra asla kazanamayacağını biliyor. Türk milletinin iradesine savaş açmış olanlar AK Parti’nin kara düzenini savunanlardır.
Cumhurbaşkanı adayımız tutuklandığında buna bir darbe demiştim, buna direndik, direnmeye devam ediyoruz. Herkes şunu bilsin ki saldırı altında olan CHP değildir, milletin iktidarı değiştirme kararı saldırı altındadır, demokratik sistem saldırı altındadır.
Meseleyi CHP’nin meselesi görmeyen, atanma siyasetine direnen, CHP ile dayanışma gösteren tüm siyasi partiler tarihin en doğru yerinde durmaktadırlar.
“Size andolsun ki, iktidar yürüyüşünden asla vazgeçmeyeceğim”
Beklediğimizi yaptılar, elektriği kestiler, jeneratör devrede, sesimizi asla kesemeyecekler. Bu sabotajlar, bu yargı darbesi ile bir tek şey isteniyor; Türkiye’de iktidara yürüyen bir CHP değil, iktidarla yürüyen bir CHP istiyorlar. Size andolsun ki, iktidar yürüyüşünden asla vazgeçmeyeceğim asla…
“Diplomasız Erdoğan, mazbatasız genel başkan istemektedir”
Türkiye’de yıllardır planlanan, uygulanan bir düzen var. CHP’deki değişimi, gençleşmeyi, her yaştan kadroların genciyle tecrübesiyle birbirini ezmeyen anlayışla yaptıkları siyaseti hazmedemiyorlar. Biz bu müesses nizamın çarkına iki yerde çomak soktuk.
CHP’de kurultayı kazandılar, ikincisi AK Parti yenilemez, 13 sefer seçim oldu hep Erdoğan kazandı diyenlere karşı CHP hep birlikte AK Parti’yi yendik, müesses nizamın tekerine çomak soktuk. Kimse bu milleti de bu devleti de küçük görmesin. Bu milleti emir eri sanmasın.
Bu millet de bu devlet de Türkiye’nin kurucu partisine sahip çıktı, bundan sonra da çıkacaktır. Bugün burada partimize yapılan 21 Mayıs darbesinden sonra 24 Mayıs’ta partye yapılan vicdansız saldırıdan bugün bu meydan tarih yazmaya gelmiştir.
Türkiye’nin dört bir yanından toplama bir kitleye rağmen bu meydanın küsüratı bile orada yoktur. Bu meydan tarihin ta kendisidir. Buradan açıkça söylüyorum. Diplomasız Erdoğan, mazbatasız genel başkan istemektedir. Buna izin vermeyeceğiz.
“CHP’ye mazbatasız genel başkan olmaz, yakışmaz”
Erdoğan’ın kurduğu yargı kollarının talimatıyla dünya hukuk tarihinde olmayan, Türkiye siyasi tarihine kara leke olarak kazınan butlan kararı kimseye genel başkanlık meşruiyeti vermez.
CHP’ye mazbatasız genel başkan olmaz, yakışmaz, oturamaz.
İktidarı değiştirmeye gönül veren hiç kimsenin bir gün dahi partinin kurultayını geciktirmeye hakkı yoktur, derhal kurultay yapılmalıdır.
Buradan açıkça sesleniyorum hangi delegeyle istiyorsanız, son delege ile, önceki delege ile istiyorsanız derhal bir kurultay yapın, partiyi seçilmiş bir genel başkana kavuşturun. CHP atama kabul etmez.”
“Ön seçimde yüzde 85’in altında oy alırsam göreve talip olmayacağım”
Bütün il başkanlarımız burada. Seçilmiş il ve ilçe başkanları, belediye başkanları, üyeler kimse butlan istemiyor, bir atanmışı istemiyor.
Ben her delege ile yarışa varım ancak kurultay tarihini ilan edin, kurutaydan 15 gün önce CHP örgütlerine sandık koyalım, genel başkanın kim olacağına 2 milyon CHP’li karar versin.
Sandıktan kim çıkarsa resmi kurultaya o kişinin genel başkan adaylığı ile gidelim. Ben kurultaydan korkmuyorum.
Genel başkanlık için ön seçim istiyorum. Eğer Manisa’da 2015 ön seçiminde yüzde 84 oy alarak tüm zamanların ön seçim rekorunu kırmıştım, eğer bu ön seçimde yüzde 85’in altında oy alırsam göreve talip olmayacağım. Bu kaostan CHP yıpranarak, güçlenerek, iktidara koşarak gidebilir.
“Partiye TGRT’den basın sözcüsü, danışmanı atamışlar”
PM toplanacak, çoğunluk sizde yok. Toplayamıyorsunuz, vazgeçemiyorsunuz. TGRT’deki tipler hatırlayın hepimize, hepinize vakti geldiğinde her hakareti yapanlar butlamna vasi atanmışlar, partiye TGRT’den basın sözcüsü, danışmanı atamışlar.
Sadece bir tek amaç var, CHP’yi yıpratmak için günde 2-3 kere her türlü rezaleti göze alıyor, partiyi yerin dibine sokacak iftiralar atıyor, CHP bunları haketmiyor, bunu size yaptırmayacağım.
Parti düşmanı bir anlayışı CHP’nin koridorlarına sokmak, canlı yayında TGRT’ye teşekkür etmek dünyanın en en en ayıp işidir.
Güya bir partinin vekil yaptığı biri TGRT’de canlı yayında ‘Bütün süreç boyunca katkılarımız unutulamaz, iyi ki varsınız…’ Bu sözü söyleyen nasıl CHP’li olabilir?
“Bundan sonra da ne yapacaksak Mansur Başkan ile birlikte yapacağız”
Mansur Başkan bizimle birlikte demokrasi tarihimizi yazıyor. Bundan önce Mansur Başkan’la ilgili zaman zaman sosyal medyada gerçek olmayan kışkırtmalar yapılıyor, buradan açıkça ilan ediyorum Mansur Başkan bugüne kadar ne yaptı, ne adım attıysa bilgim dahilindedir, bundan sonra da ne yapacaksa birlikte yapacağız.
“Bize bina değil, yürek lazım”
Artık Genel Merkezimize 24 Mayıs’ta yapılan saldırı ve ona verilen refleks tarihi bir milattır. O tarihten önce hataya düşenler vardır eyvallah, o tarihten sonra doğru yerde olanların hepsi buradadır.
Tarihin en büyük kucaklaşmasına, kenetlenmesine ihtiyaç var. Bunun için buradayız. Bize bina değil, yürek lazım. Genel merkezden Meclis’e doğru yaptığımız yürüyüşle köhneleşmiş bir anlayışı geride bıraktık.
Hedef iktidardır. Vakit birleşe birleşe kazanma, Türkiye’yi iktadara taşıma vaktidir. Bu cendereden partiyi çıkarmak içn hukuki mücadeyele, fiziki mücadeleye var mısınız? Ya biz duracağız teslim olacağız, onlar kazanacak, Türkiye kaybedecek ya da bir kez daha hep birlikte korkmadan, teslim olmadan biz kazanacağız.
Tarihi bir yürüyüşü başlatıyoruz. Buradan bir adım geriye adım atmadan hep birlikte yürümeye var mısınız? Ben siz iktidar için mücadele vadediyorum.
“Benimle birlikte Anıtkabir’e yürümeye var mısınız?”
Bu yürüyüşe bu meydandan başlayarak tarihe geçmeye değil, tarih yazmaya hazır mısınız? Benimle birlikte Anıtkabir’e yürümeye var mısınız?
Bu adım Türkiye’nin iktidar yürüyüşünmmün ilk adımıdır, yürüyelim arkadaşlar. Anıtkabir’e yürüyoruz. Beni seven, partisini seven, ülkesini seven arkamdan gelsin.”
Özgür Özel konuşmasının sonlandırmasının ardından toplanan büyük kitle ile Anıtkabir’e yürüyecek.





