Suadiye’de hep oturmayı tercih ettiği bir otelin kafesinde buluşmak üzere sözleşiyoruz. 1940 doğumlu. Ama yıllar ona işlememiş sanki, çivi gibi geliyor buluşmaya. Filmlerinden alıştığımız şekilde gülümsüyor. Heybesinde kariyerine ve hayatına dair birçok anı var. Bir yandan tiyatro kariyeri devam ediyor. Üniversitelerde sinema ve biyoloji-biyokimya gibi farklı dallarda eğitimler veriyor. Ediz Hun’la birer çay söyleyip en baştan başlıyoruz.
*Ediz Bey, kitabınızın adı ‘Film Gibi Geçti’. Peki, hayatınız bir film olsa türü ne olurdu? Komedi, macera, aksiyon, gerilim…
İçinde söylediğiniz bütün bu başlıklar bulunabilirdi. Çünkü günden güne değişen bir hayatım oldu. Ben tesadüflere çok inanırım. Herkesin hayatında enteresan rastlantılar olmuştur. Benim de öyleydi.
