Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ndeki Kabine Toplantısı’nın ardından açıklamalarda bulundu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamalarından satır başları:
Rakiplerimiz kimin figüran kimin hain kimin işbirlikçi olduğunu tartışa dursun biz kadro olarak uyum ve adanmışlık içinde ülkemizi küresel siyasetin baş aktörü haline getirmeye çalışıyoruz. Yaşadığımız her hadise siyaset sahnesinde şahit olduğumuz her tartışma milletimizin verilmiş sadakasının olduğunu bizlere tekrar gösteriyor. Bilhassa 14-28 Mayıs seçimlerinde insanımızın engin feraseti sayesinde ülkemizin nasıl bir varta atlattığı bugünlerde çok daha net anlaşılıyor. Tecrübeli, uyumlu, liyakatli ve dirayetli kadroların yönetiminde Türkiye’nin aydınlık hedeflerine doğru yaptığı yolculuk hız kesmeden devam ediyor.
Milletimizin sadece duasının ve desteğinin değil, umutlarının da bizimle olduğunun idrakindeyiz. İnşallah şahsımıza, iktidarımıza ve ittifakımıza yönelik bu güveni asla boşa çıkarmayacağız. Şunu tüm vatandaşlarımızın çok iyi bilmesini temenni ederim.
Bölgemizdeki çatışmalar sebebiyle küresel petrol arzında tarihin en büyük şoklarından biri yaşanmaktadır. Yalnızca petrol değil maalesef küresel piyasalarda doğalgazdan dizelden petrokimya ürünlerine birçok girdide fiyatlar hızla yükselmiştir. Türkiye olarak Her gün yeni bir krizin baş gösterdiği küresel konjonktürde Allah’a hamdolsun. Çoklu şokları başarıyla yönetiyoruz.
Önümüzde yoğun bir çalışma dönemi var. Ekonomi yönetimimiz bir yandan orta vadeli programımızı hazırlarken diğer yandan meclise sunulacak reformlar üzerinde çalışıyor. Şundan kimsenin şüphesi olmasın. Türkiye her türlü zorluğu aşacak güce, birikime, potansiyele sahiptir. Siyasette güven, yönetimde istikrar olduğu sürece Allah’ın izniyle her sorun çözülür, her sıkıntı giderilir, her engelin üstesinden gelinir.
Değerli basın mensupları, Türkiye geçmişte demokrasi açığıyla birlikte güven ve istikrar eksikliğini bizzat yaşamış, bunun neye maal olduğunu çok iyi bilen bir ülkedir. Türkiye’yi yıllarca esir alan güven ve istikrar sorununun ülkemize ödettiği bedellerin en başta terör meselesi vardır. Terörün olumsuz etkileri, büyüme, ihracat ve istihdam başta olmak üzere pek çok başlıkta derinden hissedilmiştir.
Bakınız burada bazı çarpıcı rakamları sizlerle paylaşmak istiyorum. Partimizin ekonomi işleri başkanlığının yaptığı güncel bir çalışma terörün Türkiye ekonomisine maliyetini çok net biçimde ortaya koyuyor. Buna göre terörün faturası gayri safi yurt içi hasılada 511 milyar doları, kişi başı gelirde 5800 doları, ihracatta ise 110 milyar doları buluyor. İstihdamdaki kayıp 2,5 milyon kişiye ulaşıyor. Şurası da oldukça dikkat çekicidir. Terör kaynaklı kayıplar, kamu maliyesi tarafında da çift yönlü bir baskıya neden olmuştur.
“Yasal düzenlemeyi Gazi meclisimizin takdirine sunacağız”
Çözüldüğünde kazanan 86 milyon ferdiyle tüm Türkiye olacak, millet olacak, memleket olacaktır. İş adamı kadar emekçi kardeşlerimiz de kazanacak. Çiftçilerimiz kadar turizmcilerimiz de kazanacak. Yatırımcı, ihracatçı kadar ev hanımı emekli de kazanacak. Türk kadar Kürt de, Arap da, Laz da, Çerkez de kazanacak. Terör engeli ortadan kalktığında Türkiye ekonomisi her alanda artık yeni bir hikaye yazmaya başlayacaktır. Biz buna yürekten inanıyoruz. Önümüzdeki günlerde bir süredir üzerinde çalıştığımız yasal düzenlemeyi Gazi meclisimizin takdirine sunacağız.
Cumhur İttifakı olarak çeşitli zorluklara rağmen tam bir dayanışma içinde yürüttüğümüz bu önemli süreci, milli meseleleri şahsi çıkarlarının önüne koyan siyasi partilerimizin de desteğiyle inşallah hedefine ulaştıracağız. Bunu da her fırsatta vurguladığım gibi devletimizin nitelikleriyle aziz milletimizin değerlerini hale getirmeden yapacağız.
Değerli basın mensupları. Geçen hafta biliyorsunuz Kıbrıs Barış Harekatı’nın 52. yıl dönümünü Kıbrıs Türk’ü kardeşlerimizle birlikte yine büyük bir gururla idrak ettik. 20 Temmuz 1974 Kıbrıs Türk halkının varlığını, hürriyetini ve güvenliğini teminat altına alan tarihi bir dönüm noktasıdır.
Bundan 52 sene önce Mehmetçik’le mücahitlerin omuz omuza verdiği mücadele sayesinde hamdolsun Kıbrıs Türk’ü kendi topraklarında özgür, güvenli ve onurlu bir geleceğe kavuşmuştur. Bu vesileyle milli davamız uğruna canlarını feda eden aziz şehitlerimize Cenab-ı Allah’tan rahmet gazilerimize sağlık ve afiyet diliyorum.
Kıbrıs Barış Harekatı’nın hayata geçirilmesinde tarihi sorumluluk üstlenen dönemin Başbakanı Bülent Ecevit’i, Başbakan Yardımcısı Necmettin Erbakan’ı, bu yolda güçlü katkılar sunan Alparslan Türkeş’i, Kıbrıs Türk halkının cesaretli liderlerini, harekatı sevk ve idare eden komutanlarımızı ve emeği geçen devlet büyüklerimizi bir kez daha şükranla iade ediyorum. Tabii burada şu noktayı önemli vurgulamak istiyorum.
Bugün Kıbrıs meselesini değerlendirirken tarihi gerçekleri görmezden gelen yaklaşımlarla sağlıklı bir sonuca ulaşmak mümkün değildir. Kıbrıs’taki mesele iki toplum arasında teknik bir yönetim paylaşımı tartışmasının ötesinde Kıbrıs Türk halkının egemen eşitliğinin ve eşit uluslararası statüsünün kabulü meselesidir.
Dolayısıyla Kıbrıs Türk’ünün egemen eşitliğini, özden gelen haklarını ve Doğu Akdeniz’deki meşru menfaatleri yok sayan hiçbir girişimin başarıya ulaşması söz konusu olamaz. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Sayın Guterres’in 16 yıl aradan sonra adaya giden ilk genel sekreter olması kuşkusuz çok kıymetlidir. Türkiye, Sayın Guterres’i barış çabalarına her daim güçlü destek olmuş, kendisini samimi gösteren, desteklemiş bir ülke. Bundan sonra da kendisiyle yakın istişare içinde olmayı sürdüreceğiz.
