Bundan tam 955 yıl önce, 26 Ağustos 1071 Cuma günü Anadolu tarihinin en önemli dönüm noktalarından biri yaşandı.
Büyük Selçuklu Sultanı Muhammed Alparslan, ordusuyla birlikte Cuma namazını kıldıktan sonra Bizans İmparatoru Romen Diyojen’in komuta ettiği ordunun karşısına çıktı. Savaş öncesinde beyaz elbise giyen Alparslan, askerlerine moral verdi ve ordusunun başında bizzat savaşa katıldı.
Malazgirt’te kazanılan zafer yalnızca iki ordunun karşı karşıya geldiği bir savaşın sonucu olmadı. Bu mücadele, Anadolu’nun geleceğini değiştiren ve Türklerin bölgedeki varlığını kalıcı hale getiren önemli bir dönüm noktası olarak tarihe geçti.

Malazgirt’e giden yol
Büyük Selçuklu Devleti’nin 1037 yılında kurulmasının ardından Selçuklular kısa sürede geniş bir coğrafyaya yayıldı. Bizans sınırlarına ulaşan Selçuklular ile Bizans İmparatorluğu arasında Anadolu merkezli mücadeleler de giderek arttı.
Sultan Alparslan, 27 Nisan 1064’te Büyük Selçuklu Devleti’nin ikinci hükümdarı oldu. Anadolu’ya yönelik seferlerini sürdüren Alparslan döneminde Kars ve Ani ele geçirildi ve Selçukluların Anadolu’daki ilerleyişi hız kazandı.
1071 yılına gelindiğinde ise Selçuklular ile Bizans arasındaki mücadele artık büyük bir karşılaşmaya doğru ilerliyordu.
Bizans İmparatoru Romen Diyojen, Anadolu’daki Selçuklu ilerleyişini durdurmak amacıyla büyük bir orduyla doğuya hareket etti.
Alparslan, Bizans ordusunun ilerlediğini öğrenince yönünü değiştirdi ve Muş üzerinden Malazgirt’e geldi. Burada ordusuyla birlikte Bizans kuvvetlerini karşılamak üzere hazırlık yaptı.

Cuma namazının ardından savaşa çıktı
26 Ağustos 1071 Cuma günü geldiğinde Sultan Alparslan, savaş öncesinde askerleriyle birlikte Cuma namazını kıldı.
Namazın ardından ordusuna hitap ederek onları mücadeleye hazırladı. Üzerine beyaz bir elbise giyen Alparslan’ın bu tercihi, savaşta ölmesi halinde bunun kefeni olacağı düşüncesini taşıyordu.
Atının kuyruğunu bağlayan ve yakın muharebede kullanacağı silahları kuşanan Sultan Alparslan, ordusunun yalnızca gerisinde duran bir komutan olmayacağını da gösterdi.
Savaşın başlamasıyla birlikte Selçuklu kuvvetleri Bizans ordusunun üzerine yürüdü.

Hilal taktiğiyle gelen zafer
Malazgirt Savaşı’nın en önemli noktalarından biri, Selçuklu ordusunun uyguladığı savaş düzeniydi.
Türk savaş geleneğinde kullanılan Turan taktiği, diğer adıyla hilal taktiği, savaş sırasında düşmanı merkezden üzerine çekip ardından çevresini kuşatmaya dayanıyordu.
Selçuklu ordusunun merkez birlikleri saldırının ardından kontrollü şekilde geri çekilirken Bizans kuvvetleri onları takip etmeye başladı. Bu sırada ordunun kanatlarında bulunan birlikler harekete geçerek Bizans ordusunu çevreledi.
Bizans ordusu giderek kontrolünü kaybederken savaşın seyri de Selçukluların lehine döndü.
Savaşın sonunda Bizans İmparatoru Romen Diyojen yaralı halde esir alındı.

Anadolu’nun kapıları açıldı
Malazgirt Zaferi, Selçukluların Bizans karşısında kazandığı önemli bir askeri başarı olmanın çok ötesindeydi.
Savaşın ardından Anadolu’daki Türk ilerleyişinin önü açıldı. Türk boyları Anadolu’nun farklı bölgelerine yerleşmeye başladı ve zaman içerisinde Anadolu, Türklerin kalıcı yurdu haline geldi.
Bu nedenle Sultan Alparslan, tarih boyunca “Anadolu’nun kapılarını Türklere açan komutan” olarak anıldı.
Malazgirt’te alınan sonuç, yalnızca Türk ve İslam dünyasında değil, Bizans tarihi açısından da önemli sonuçlar doğurdu. Bizans İmparatoru’nun savaş meydanında esir düşmesi, dönemin siyasi dengelerini önemli ölçüde değiştirdi.
Sultan Alparslan daha sonra kazandığı zaferi duyurmak amacıyla İslam dünyasının önemli hükümdarlarına ve Abbasi halifesine fetihnameler gönderdi.

Turan taktiği nasıl uygulanıyordu?
Turan taktiği, Türk savaş tarihinde kullanılan önemli savaş düzenlerinden biri olarak biliniyor.
Ordunun merkez, sağ ve sol kanatlar olmak üzere üç ana bölümden oluştuğu bu yöntemde merkez birlikleri düşmana saldırıyor, ardından kontrollü şekilde geri çekiliyordu. Düşman kuvvetleri geri çekilen birlikleri takip ederken ordunun sağ ve sol kanatlarındaki birlikler harekete geçerek düşmanı çevreliyordu.
Böylece karşı tarafın düzeni bozuluyor ve kuşatma altındaki birliklere karşı son saldırı gerçekleştiriliyordu.
Malazgirt’te de bu savaş düzeninin etkili şekilde kullanılması, Selçuklu ordusunun zaferinde önemli rol oynadı.
955 yıl sonra hâlâ aynı yerdeyiz
26 Ağustos 1071…
Anadolu’nun kaderinin değiştiği gün.
Bugün üzerinden 955 yıl geçmiş olsa da Malazgirt Zaferi, Anadolu tarihinin en önemli dönüm noktalarından biri olmayı sürdürüyor.
Sultan Alparslan’ın ordusuyla çıktığı o yolculuk, yalnızca bir savaş meydanında kazanılan zaferle sonuçlanmadı.
Anadolu’nun kapıları Türklere açıldı ve bu topraklarda yeni bir tarih başladı.

