Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) Başkan Adayı Özer Matlı, Gastro Sanayi’de düzenlediği basın toplantısında Bursa ekonomisinin geleceğine ilişkin hazırladığı “Bursa Ekonomisi Dönüşüm Vizyonu: Vizyon 2040” planını açıkladı.
Bursa’nın ekonomik yapısının önümüzdeki 15 yılda nasıl dönüştürülmesi gerektiğine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Matlı, hazırladıkları planın yalnızca yeni projelerden oluşmadığını, mevcut yapıların geliştirilmesi ve Bursa ekonomisinin daha yüksek katma değer üretmesi üzerine kurulduğunu belirtti.
Matlı, Vizyon 2040 kapsamında 6 dönüşüm ekseni, 30 büyük dönüşüm hamlesi ve 62 yüksek etkili çözüm bulunduğunu söyledi.
“Bursa 10 yıl daha bekleyemez”
Bursa’nın aynı projelerin farklı isimlerle yeniden gündeme gelmesini daha fazla bekleyemeyeceğini belirten Özer Matlı, yönetim anlayışının proje sayısıyla değil, ortaya çıkan ekonomik sonuçlarla değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Aynı zamanda Bursa Ticaret Borsası Başkanı olan Matlı, mevcut yönetim anlayışını eleştirerek, “Bursa aynı projelerin ortada, takvimlerin sürekli değişmesini ve her seçim döneminde yeni bir isim, yeni bir görsel, yeni bir tarihle karşımıza çıkmasını 10 yıl daha bekleyemez. Bu bir kişisel polemik değil; bu iki yönetim anlayışının arasında açık bir farktır. Mevcut anlayış proje sayısını, faaliyet bültenini ve faaliyet anlatır. Biz üyenin kazandığı zamanı, azalan maliyetini, ulaştığı finansmanı, yeni işlerini ve cirosunu anlatacağız” dedi.
“Vizyon 2040 bütüncül bir cevap”
Bursa’nın ekonomik geleceğine yönelik hazırlanan Vizyon 2040’ın kentin ihtiyaçlarına bütüncül bir yaklaşımla cevap verdiğini belirten Matlı, BTSO’nun bütçesi, iştirakleri, kurumsal ilişkileri ve sahip olduğu verinin tek bir hedef doğrultusunda değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Matlı, “Bursa Ekonomisi Dönüşüm Vizyonu ‘Vizyon 2040’, bu sorulara verdiğimiz bütüncül bir cevaptır. Bursa Ticaret ve Sanayi Odası’nın bütçesini, iştiraklerini, kurumlar arası ilişkilerini, verisini ve eski itibarını tek bir amaç için birleştirir: 60 bin üyenin rekabet gücünü ve Bursa’nın kalıcı refahını büyütmek” ifadelerini kullandı.
BTSO üyeye gidecek
Yeni dönemde BTSO’nun üyelerin günlük ekonomik hayatında daha aktif bir rol üstlenmesi gerektiğini belirten Matlı, hizmetlerin işletmelerin büyüklüğüne veya kişisel ilişkilere göre değişmemesi gerektiğini söyledi.
“Oda üyeye beklemeyecek, Oda üyeye gidecek” diyen Matlı, üyelerin taleplerinin ve sorunlarının takip edileceği bir sistem oluşturacaklarını belirtti.
Matlı, aidatını ödeyen üyelere 5 temel belge ile temel danışmanlığın ücretsiz sunulacağını ifade ederken, oda aidatlarının da düşürüleceğini söyledi.
“Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği taban ve tavan asgari ücrete göre belirleniyor, dereceler bu aralıkta değişebiliyor. Göreve geldiğimizde ilk bütçe döneminde derecelerin arasındaki farkı düşüreceğiz” diye konuştu.
Bursa’nın dönüşümü 6 eksen üzerinden yürütülecek
Vizyon 2040 kapsamında Bursa’nın ekonomik dönüşümünün 6 temel eksen üzerinden gerçekleştirileceğini belirten Matlı, bu eksenlerin birbirini tamamlayan bir yapı oluşturacağını söyledi.
1. Dönüşümün önündeki engeller kaldırılacak
İlk eksenin işletmelerin belge, bilgi, finansman ve doğru kuruma erişimini kolaylaştırmak olduğunu belirten Matlı, BTSO’nun 60 bin üyenin günlük ekonomik hayatında daha etkin bir güç merkezi haline geleceğini söyledi.
2. Dönüşüm veriyle başlayacak
Doğru yatırımın temelinde doğru bilginin bulunduğunu belirten Matlı, firmaların üretim kabiliyeti, insan kaynağı, ticari faaliyetleri ve yatırım ihtiyaçlarının güncel bir envanterde toplanacağını ifade etti.
Sektörlerin gelecek 10 yılın pazarları ve meslekleri doğrultusunda değerlendirileceğini belirten Matlı, işletmelerin ihtiyaçlarının yatırım yol haritalarına dönüştürüleceğini söyledi.
3. Bursa’nın üretimi ticari değere dönüşecek
Bursa’nın güçlü üretim altyapısının daha fazla satış, marka ve kalıcı müşteri oluşturacak şekilde değerlendirilmesi gerektiğini belirten Matlı, dijital platformlar aracılığıyla doğrulanmış alıcı ve satıcıların bir araya getirileceğini söyledi.
Matlı, “Bursa’nın üretim gücünü satışa, markaya ve kalıcı müşteriye dönüştüreceğiz” dedi.
4. Dönüşüme fiziki altyapı desteği
Bursa’daki üreticilerin mekan, altyapı, lojistik ve nitelikli iş gücü ihtiyaçlarının birlikte ele alınacağını belirten Matlı, kentin doğusu, batısı ve kuzeyinde KOBİ OSB’leri, ticaret bölgeleri ve küçük sanayi sitelerinin oluşturulmasını önerdi.
Bu alanların yalnızca üretim yapılan bölgeler olarak değil, depolama, showroom, ortak ofis, lojistik ve eğitim gibi işlevleri de barındıran ekonomik ekosistemler şeklinde planlanacağını söyledi.
5. Teknoloji üretime dönüşecek
Bursa’nın Ar-Ge ve teknoloji kapasitesinin artırılması gerektiğini vurgulayan Matlı, “Teknoloji anlatmak değil; üretmek, Ar-Ge gelirine dönüştürmek esastır” dedi.
BUTEKOM X’in tekstil ve kompozitin yanı sıra mobilite, medikal, robotik, gıda ve yeşil teknoloji alanlarına açılacağını belirten Matlı, Bursa Dönüşüm Kampüsü ile ortak Ar-Ge, pilot üretim, dijital ikiz ve endüstriyel yapay zekânın aynı yapı içerisinde buluşturulacağını söyledi.
Yapay zekânın yalnızca toplantı ve seminerlerle sınırlı kalmaması gerektiğini ifade eden Matlı, teknolojinin kalite kontrol, bakım, üretim planlama ve enerji yönetimi gibi alanlarda doğrudan kullanılmasını hedeflediklerini belirtti.
6. Dönüşüm sürekli takip edilecek
Vizyon 2040’ın sabit bir proje listesi olmadığını vurgulayan Matlı, planın ekonomik sonuçlara göre sürekli güncelleneceğini söyledi.
“Vizyon 2040 rafa kalkacak sabit bir liste değil; yaşayan bir dönüşüm portföyüdür” diyen Matlı, sonuç üreten projelerin büyütüleceğini, etkisiz uygulamaların ise yeniden tasarlanacağını ifade etti.
Gıda OSB açıklaması
Basın toplantısının ardından gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Matlı, Gıda OSB projesinin yaklaşık altı yıldır gündemde olduğunu söyledi.
Projenin kendisinden çıktığını ve Yenişehir üzerinden uzun süredir çalışmalar yürütüldüğünü belirten Matlı, projenin ilgili kamu kurumlarından habersiz yürütüldüğü yönündeki değerlendirmelere katılmadığını ifade etti.
Valilik ve bakanlık düzeyinde proje hakkında bilgi ve yazışmalar bulunduğunu savunan Matlı, Yenişehir’deki planlama süreci ile Gıda OSB’nin kurumsal hazırlık sürecinin birbirinden ayrı değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Arazi tahsislerinde etik vurgusu
Sanayi bölgelerindeki arazi tahsisleriyle ilgili soruları da yanıtlayan Matlı, kamu yararının bulunduğu projelerde karar süreçlerinin şeffaf olması gerektiğini belirtti.
Yönetim kurulu üyeleri ve ailelerinin bu alanlarda arazi edinmesi gibi konularda etik sınırların net şekilde belirlenmesi gerektiğini savunan Matlı, yöneticilerin kurumsal görevleriyle kişisel ticari çıkarlarının kesişebileceği durumlardan kaçınması gerektiğini söyledi.
Kendi şirketleriyle ilgili eleştirilere yanıt verdi
Kendi şirketlerinin sanayi alanlarındaki yatırımları üzerinden yöneltilen eleştirilere de yanıt veren Matlı, kendisinin bir sanayici olduğunu ve şirketlerinin önemli bir ciro ile ihracat hacmine sahip bulunduğunu söyledi.
Yatırım yapan bir iş insanı olarak uygun şartlarda yatırım alanı edinme hakkının bulunduğunu belirten Matlı, kendisi açısından temel ölçütün hak ve hukuk olduğunu vurguladı.
“Büyük sanayi Bursa’da olmamalı”
Bursa’nın gelecekteki sanayi politikasıyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Matlı, kentin yeni ve büyük ölçekli sanayi yatırımlarını taşıma kapasitesinin ciddi şekilde zorlandığını söyledi.
Bursa’nın aynı zamanda deprem riski taşıyan bir kent olduğuna dikkat çeken Matlı, yeni sanayi yükünün Bursa’ya getirilmemesi gerektiğini belirtti.
Matlı, “Büyük sanayi Bursa’da ben istemiyorum. İstemememiz lazım” sözleriyle yaklaşımını ortaya koydu.
“Fabrika sayısı değil, teknoloji büyümeli”
Bursa’nın bundan sonraki ekonomik büyümesinin daha fazla fabrika ve sanayi alanı üzerinden değil, mevcut üretim kapasitesinin teknoloji ve katma değerle güçlendirilmesiyle sağlanması gerektiğini ifade eden Matlı, yüksek teknolojili, inovatif ve markalı üretime geçiş yapılması gerektiğini söyledi.
Bursa’nın sermaye birikimi, nitelikli insan kaynağı ve üretim tecrübesinin önemli bir avantaj olduğunu belirten Matlı, bu potansiyelin yapay zekâ, yeni nesil mobilite, endüstriyel yazılım, ileri malzeme ve yüksek katma değerli üretim alanlarıyla desteklenmesi gerektiğini ifade etti.
“Birbirimizle konuşamazsak Bursa kaybeder”
Bursa’nın ekonomik geleceğinin yalnızca sanayi bölgeleri üzerinden şekillendirilemeyeceğini belirten Matlı, kentteki kurumların ortak akılla hareket etmesi gerektiğini söyledi.
Farklı görüşlerin bulunmasının doğal olduğunu ancak kurumların aynı masa etrafında buluşamamasının Bursa’nın önünde önemli bir engel oluşturduğunu savunan Matlı, oda ve borsaların sahip olduğu geniş ticari ağın da daha etkin kullanılması gerektiğini dile getirdi.
Anadolu ile ticaret ağı güçlendirilecek
Bursa’nın Anadolu’daki diğer şehirlerle ticari bağlantılarının geliştirilmesi gerektiğini belirten Matlı, oda ve borsaların sahip olduğu iletişim ağının yeni ticari bağlantılar oluşturmak için kullanılabileceğini söyledi.
Bursa’daki firmalarla Anadolu’daki işletmelerin eşleştirilmesiyle yeni ticaret ve yatırım fırsatlarının ortaya çıkabileceğini ifade etti.
BTSO seçimleriyle ilgili mesaj
Yaklaşan BTSO seçimleriyle ilgili soruları da yanıtlayan Matlı, mevcut yönetimin kurumsal avantajlara sahip olduğunu söyledi.
“İçeride olan her zaman 20-0 önde başlar” diyen Matlı, kurum imkanları ile kişisel seçim çalışmalarının birbirinden ayrılması gerektiğini savundu.
BTSO Başkanlığı’nın ciddi sorumluluk ve zaman gerektiren bir görev olduğunu belirten Matlı, adaylığının kişisel bir makam beklentisiyle açıklanamayacağını ifade etti.
“Bursa’nın geleceğinde daha fazla teknoloji olacak”
Özer Matlı’nın açıklamaları, Vizyon 2040’ın temel yaklaşımını da ortaya koydu. Buna göre Bursa’nın yeni dönemde yalnızca daha fazla üretim alanına değil, daha yüksek teknolojiye, daha güçlü markalara, daha fazla Ar-Ge’ye ve daha yüksek katma değere odaklanması hedefleniyor.
Matlı, Bursa’nın mevcut sanayi gücünü korurken üretimin niteliğini yükseltmesi gerektiğini belirterek, ekonomik büyümenin yaşam kalitesinden bağımsız düşünülemeyeceğini söyledi.
Matlı’nın Vizyon 2040 programındaki temel mesaj ise şu oldu: Bursa’nın geleceğinde daha fazla fabrika değil, daha fazla teknoloji; daha fazla alan değil, daha fazla katma değer olacak.

