İbrahim Burkay’ın Bursa için 13 yılda kurduğu büyük denklem

TEKNOSAB’dan GUHEM’e, MESYEB’den UR-GE ve HİSER’e, TEKNOSAB Lojistik Park’tan KOBİ OSB’ye uzanan 60’tan fazla proje… Cevdet Yılmaz ve Efkan Ala’nın da açılış ve temel atma törenlerinde yer aldığı projeler, Bursa iş dünyasının gelecek vizyonunu ortaya koyuyor.

Bursa ekonomisi denildiğinde akla ilk gelen kelimelerden biri sanayi. Tekstil, otomotiv, makine, gıda, ihracat… Bursa yıllardır üreten bir şehir. Ancak son yıllarda başka bir şey daha dikkat çekiyor: Üretimin kendisi kadar, üretimin geleceğini planlama çabası.

Bu noktada BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay’ın yaklaşık 13 yıllık başkanlık döneminde ortaya koyduğu projelere biraz daha yakından bakmak gerekiyor. Çünkü TEKNOSAB’dan GUHEM’e, MESYEB’den BUTEKOM’a, UR-GE ve HİSER projelerinden KFA Fuarcılık’a kadar uzanan çalışmaların her birini tek başına değerlendirdiğimizde farklı başlıklar görüyoruz. Bir bütün olarak baktığımızda ise Bursa’nın ekonomik yapısını dönüştürmeye yönelik daha büyük bir fotoğraf ortaya çıkıyor.

Burkay’ın 2013 yılında ortaya koyduğu vizyonun en önemli tarafı belki de buydu. Bursa’nın sadece bugünkü üretim gücüne yaslanmak yerine, önümüzdeki yıllarda hangi alanlarda rekabet edeceğini düşünmek.

Bugün bunun en görünür örneklerinden biri TEKNOSAB. Yüksek teknoloji ve ihracat odaklı üretim anlayışıyla tasarlanan TEKNOSAB, klasik bir sanayi bölgesinin ötesinde; üretim, teknoloji, lojistik ve yatırımın bir arada düşünülmeye çalışıldığı bir yapı olarak kurgulandı. BTSO da TEKNOSAB’ı yeni ekonomik modelin merkezlerinden biri olarak konumlandırıyor.

Burkay’ın burada özellikle üzerinde durduğu nokta ise yalnızca büyük sanayi kuruluşları değil. KOBİ OSB, KOBİ Diyalog ve yeni ticaret alanları ile daha küçük işletmelerin de bu dönüşümün içinde yer almasını hedefliyor. Nitekim Burkay, KOBİ’lerin büyüyebileceği daha düzenli üretim alanlarına ihtiyaç olduğunu açıkça ifade ediyor.

Bu önemli. Çünkü Bursa ekonomisini sadece birkaç büyük şirket üzerinden okumak mümkün değil. Şehrin asıl gücü; büyük sanayi kuruluşlarının yanında binlerce KOBİ’nin, esnafın, ihracatçının, tedarikçinin ve girişimcinin oluşturduğu büyük ekonomik ağda.

Burkay’ın projelerinde ortak bir çizgi var

TEKNOSAB’ın yanına TEKNOSAB Lojistik Parkı geldiğinde fotoğraf biraz daha tamamlanıyor. Yaklaşık 210 milyon dolarlık yatırım bütçesiyle planlanan proje; depolama, dağıtım ve tedarik zincirini daha güçlü hale getirmeyi amaçlıyor. Üstelik modelin dikkat çeken taraflarından biri, küçük yatırımcıdan sanayiciye kadar farklı kesimleri ortak yatırım yapısında buluşturması.

Bana göre Burkay dönemindeki projelerin ortak noktası tam da burada ortaya çıkıyor.

Sadece fabrika kurmak değil, fabrikanın arkasındaki sistemi kurmak.

Lojistik varsa ihracat daha güçlü olacak. Teknoloji varsa üretimin katma değeri artacak. Nitelikli insan gücü yoksa yapılan yatırım eksik kalacak. Yeni pazarlara ulaşamıyorsanız üretmenin anlamı sınırlanacak.

Bu nedenle MESYEB, BUTGEM, Bursa Business School ve BTSO Akademi gibi insan kaynağına yönelik çalışmalar da aynı denklem içinde değerlendirilmeli. MESYEB’in bugüne kadar 135 bini aşkın çalışanın belgelendirilmesine katkı sağlaması, mesleki yeterlilik tarafında ulaşılan ölçeği gösteriyor.

Bir başka tarafta BUTEKOM var. Ar-Ge, teknik tekstil, kompozit ve yeni nesil üretim teknolojileri konusunda Bursa’nın mevcut sanayi birikimini daha yüksek katma değere taşımaya yönelik bir yapı oluşturulmaya çalışılıyor.

Ve işin belki de en farklı görünen tarafı GUHEM.

Bursa denince tekstil ve otomotivin konuşulduğu bir şehirden, çocukların ve gençlerin uzay ve havacılıkla tanıştığı bir şehre geçiş kolay değil. Ama bugün GUHEM var. Üstelik bu vizyonun devamında GUHEM Havacılık ve Uzay Teknolojileri Fen Lisesi de eğitim hayatına başladı. BTSO, GUHEM’in temellerinin 2013 yılında atılan Gökmen Projesi’ne dayandığını belirtiyor.

Burkay’ın projelerine bakarken gençleri ayrıca düşünmek gerekiyor. Çünkü mesele yalnızca bugünün sanayicisine yeni bir fabrika alanı açmak değil; yarının mühendisi, girişimcisi, yazılımcısı ve tasarımcısını da Bursa’da tutabilecek bir ekonomik ortam oluşturmak.

Bursa’yı dünyaya açma çabası

Bursa’nın güçlü olduğu bir başka alan ise ihracat. Burada da UR-GE, HİSER, Küresel Fuar Acentesi ve KFA Fuarcılık devreye giriyor.

Burkay, BTSO’nun 50’den fazla UR-GE projesiyle firmaları farklı pazarlara taşıdığını ve dünyanın farklı bölgelerinden alıcıları Bursa iş dünyasıyla buluşturduklarını ifade ediyor.

Bu çalışmaların sonucunda HOMETEX, Junioshow, Bursa Food Point, Rising City, MEX ve Bursa Fuar Merkezi gibi organizasyonlar yalnızca fuar düzenlemekten ibaret değil. Bursa’daki üreticinin dışarı çıkmasına, dışarıdaki alıcının da Bursa’ya gelmesine aracılık eden bir ticaret ağı oluşturuyor.

Bugün Bursa’nın ekonomik gücünü konuşurken bu tarafı da gözden kaçırmamak gerekiyor.

Çünkü artık dünyada sadece iyi üretmek yetmiyor. Kime satacağınız, hangi pazara ulaşacağınız ve markanızı nasıl anlatacağınız da üretimin kendisi kadar önemli.

Burkay’ın döneminde ortaya çıkan projelerin bir bölümünün doğrudan bu noktaya odaklanması da tesadüf değil.

Burkay’ın projeleri kamu tarafında da karşılık buldu

İbrahim Burkay’ın ortaya koyduğu projelerin bir başka dikkat çeken tarafı, zaman içinde yalnızca BTSO’nun gündeminde kalan çalışmalar olmaktan çıkması. Özellikle büyük ölçekli yatırımların temel atma ve açılış törenlerinde devletin üst düzey isimlerinin de yer alması, Bursa iş dünyası ile kamu arasındaki iş birliğinin somut örneklerini ortaya koyuyor.

Bunun dikkat çeken örneklerinden biri TEKNOSAB Lojistik Park oldu. Projenin temel atma törenine Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ve AK Parti Genel Başkan Vekili Efkan Ala da katıldı. Yılmaz, projenin Bursa’nın lojistik altyapısını güçlendireceğini belirtirken, Efkan Ala da BTSO’nun hayata geçirdiği projelere ve İbrahim Burkay’ın çalışmalarına dikkat çekti.

Bu tür törenler elbette tek başına bir başarı ölçüsü değil. Ancak Bursa’nın üretim, ihracat, teknoloji ve lojistik altyapısını ilgilendiren büyük projelerin kamu ile iş dünyasının ortak çalışmasını gerektirdiği de ortada. Burkay’ın 2013’ten bu yana ortaya koyduğu vizyonun bugün TEKNOSAB’dan GUHEM’e, MESYEB’den KFA Fuarcılık’a, UR-GE ve HİSER’den TEKNOSAB Lojistik Park’a kadar uzanan geniş bir proje ağına dönüşmesinde bu iş birliğinin de önemli bir yeri bulunuyor.

Şimdi yeni dönem başlıyor

Bütün bunların üzerine şimdi TEKNOSAB Lojistik Park, TEKNOPARK, Data Center, Yapay Zekâ Dönüşüm Merkezi, Gıda OSB, Defence Hub, KOBİ OSB ve yeni ticaret alanları gibi projeler ekleniyor. BTSO’nun açıkladığı yeni yol haritasında bu projeler üretim, ticaret, teknoloji ve lojistiği aynı ekonomik yapı içinde buluşturmayı hedefliyor.

Burkay’ın “Bursa’nın gelecek 50 yılını planladık” sözü bu nedenle yalnızca bir slogan olarak görülmemeli. Asıl mesele, bu sözün arkasına hangi projelerin konulduğu.

Elbette her projenin kendi içinde tartışılabilecek tarafları, tamamlanması gereken süreçleri ve Bursa’nın önünde çözülmesi gereken başka sorunlar da var. Bir şehrin ekonomisini değiştirmek birkaç büyük yatırımla mümkün değil. Bunun için kamu, özel sektör, üniversiteler, meslek kuruluşları, KOBİ’ler, gençler ve girişimcilerin aynı masada buluşması gerekiyor.

Burkay’ın yıllardır üzerinde durduğu “ortak akıl” yaklaşımı da aslında burada önem kazanıyor. Çünkü BTSO’nun bugün geldiği noktada yalnızca başkanın ya da yönetimin değil, meslek komitelerinin, sektör konseylerinin, sanayicilerin, ihracatçıların ve iş dünyasının farklı kesimlerinin katkısı bulunuyor.

Ama bütün bu yapının bir vizyon etrafında toparlanmasında İbrahim Burkay’ın rolünü de görmezden gelmek mümkün değil.

2013’te başlayan hikâyenin bugün TEKNOSAB’a, GUHEM’e, BUTEKOM’a, MESYEB’e, Bursa Business School’a, UR-GE ve HİSER projelerine, KFA Fuarcılık’a, TEKNOSAB Lojistik Park’a ve yeni teknoloji yatırımlarına uzanması, Bursa’nın ekonomik gündeminin de yıllar içinde değiştiğini gösteriyor.

Belki de Bursa’nın önündeki asıl soru artık şu:

Üreten Bursa, bundan sonra ürettiği değeri ne kadar artırabilecek?

Çünkü Bursa zaten üretmeyi biliyor.

Şimdi mesele; daha fazla teknoloji, daha fazla nitelikli insan, daha güçlü ihracat, daha iyi lojistik ve daha yüksek katma değer.

İbrahim Burkay’ın yıllardır anlatmaya çalıştığı büyük denklem de tam olarak burada başlıyor.

Exit mobile version