Gıda tedariki tehlikede
ABD ve İsrail’in 28 Şubat’ta İran’a yönelik başlattığı saldırıların ardından Hürmüz Boğazı’nda gemi geçişlerinin büyük ölçüde sekteye uğraması, bölge ekonomilerini derinden sarsıyor. Gıdasının yüzde 80 ila 98’ini ithal eden Körfez ülkeleri için bu durum, hayati bir tedarik krizine dönüşmüş durumda.
Başta Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Katar olmak üzere bölge ülkelerine yapılan gıda sevkiyatlarının ana güzergâhı olan bu kritik su yolunda yaşanan aksaklıklar, raflara ulaşan ürün miktarını hızla azaltıyor.
Küresel zincirde büyük kırılma uyarısı
Dünya Gıda Programı, yaşanan gelişmelerin küresel tedarik zincirlerinde Ukrayna Savaşı’ndan bu yana görülen en ciddi bozulmalardan birine yol açabileceği uyarısında bulunuyor.
Maliyetler yükseliyor, fiyatlar artıyor
Bölgede artan güvenlik riskleri ve sigorta primleri, taşımacılık maliyetlerini ciddi şekilde yükseltti. Nakliye şirketleri, riskli güzergâhlardan kaçınarak yüklerini daha güvenli limanlara yönlendirmeye başladı.
Bu durum özellikle taze meyve, sebze ve süt ürünleri gibi hızlı tüketilmesi gereken gıdaların tedarikini zorlaştırırken, perakende fiyatlarında yüzde 20’ye varan artışlara yol açıyor. Konteyner başına eklenen binlerce dolarlık savaş maliyetleri de tüketiciye zam olarak yansıyor.
Alternatif rota arayışları hızlandı
Havayolu taşımacılığının da aksamasıyla birlikte şirketler yeni çözümler arıyor. Bazı büyük perakendeciler, gıda sevkiyatını Avrupa’dan karayolu ile Fransa ve Türkiye üzerinden Körfez’e ulaştırmayı hedefleyen alternatif rotaları devreye aldı.
Uzmanlara göre bu yeni lojistik hatlar, kriz derinleşirse hayati bir rol oynayabilir.
Belirsizlik sürüyor
ABD’nin gemilere askeri eskort sağlama planı gündemde olsa da uzmanlar bu çözümün uygulanabilirliği konusunda temkinli. Olası bir güvenlik operasyonunda önceliğin gıda gemilerinden ziyade petrol tankerlerine verileceği değerlendiriliyor.
Savaşın devam etmesi halinde, bölgede milyonlarca insanın temel ihtiyaçlara erişimi daha da zorlaşabilir.


