İsrail ile ABD’nin İran’a yönelik saldırıları ve ardından Tahran yönetiminin bölgedeki birçok hedefi vurmasıyla başlayan çatışmalar yeni bir aşamaya geçti. Savaşın ilk günlerinde balistik füzeler, kamikaze İHA’lar ve yoğun hava saldırıları öne çıkarken, İran’ın “Hürmüz Boğazı’ndan geçen her gemiyi vuracağız” açıklamasıyla kriz küresel boyut kazandı.
Uzmanlara göre artık mesele sadece bölgesel bir askeri gerilim değil; dünya ekonomisini doğrudan etkileyebilecek büyük bir enerji krizi riski söz konusu. Çünkü Hürmüz Boğazı, küresel enerji ticaretinin en kritik geçiş noktalarından biri olarak kabul ediliyor. Buradan petrol ve LNG taşıyan tankerlerin geçememesi, enerji arzında ciddi daralmaya yol açabilir.
“400 milyon varil kısa süreli bir pansuman”
Boğaziçi Üniversitesi öğretim üyesi Gürkan Kumbaroğlu, İran’ın Hürmüz hamlesine karşı Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) üyesi ülkelerin stratejik rezervleri devreye sokma kararını temkinli değerlendiriyor.
Kumbaroğlu, IEA’nın piyasaya sürmeyi planladığı 400 milyon varillik rezervin kurum tarihindeki en yüksek miktarlardan biri olduğuna dikkat çekiyor. Ancak bu miktarın küresel tüketim düşünüldüğünde sadece kısa süreli bir rahatlama sağlayabileceğini ifade ediyor.
Normal koşullarda Hürmüz Boğazı’ndan günlük yaklaşık 15 milyon varil ham petrol ve 5 milyon varil petrol ürünü taşındığını hatırlatan Kumbaroğlu, 400 milyon varillik rezervin küresel talep karşısında yalnızca 2–3 haftalık bir etki yaratabileceğini belirtiyor.
Küresel kriz uyarısı
Uzmanlara göre Hürmüz Boğazı’nın uzun süre kapalı kalması halinde petrol arzındaki daralma daha da büyüyebilir. Kumbaroğlu, mevcut durumda küresel enerji tedarikinde yaklaşık yüzde 20’lik bir azalma yaşandığını belirterek şu uyarıda bulunuyor:
Petrol fiyatlarındaki sert yükselişin dünya genelinde enflasyonu tetikleyeceğini vurgulayan Kumbaroğlu, bunun ekonomik zorlukları artıracağını ifade ediyor. Bu sürecin, 1973–1974 petrol krizine benzer şekilde yüksek enflasyon, artan işsizlik ve ekonomik durgunluğun aynı anda yaşandığı küresel bir stagflasyona yol açabileceğine dikkat çekiyor.
Uzmanlar, hem bölge hem de dünya ekonomisi açısından büyük riskler barındıran krizin büyümemesi için Hürmüz Boğazı’ndaki gerilimin bir an önce düşürülmesi gerektiğini vurguluyor.

