Yapılan açıklamada, son günlerde bölgede yaşanan gelişmelerin küresel ve bölgesel güvenlik dengelerinin ne kadar hassas bir noktada bulunduğunu bir kez daha ortaya koyduğu ifade edildi.
“Füzelerin paterni farklı”
Irak, Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan, Bahreyn, Umman, Katar ve Lübnan’ın yoğun saldırılar nedeniyle çatışmanın aktif cepheleri haline geldiği belirtilirken, Türkiye’ye İran’dan atılan füzelerin diğer ülkelere yönelik saldırılardan farklı bir patern gösterdiği aktarıldı.
Kaynaklar, Türkiye’ye yönelik saldırı yoğunluğunun diğer ülkelerdeki gibi olmadığını, üç füzenin hava savunma sistemleri tarafından etkisiz hale getirildiğini ve herhangi bir can ya da mal kaybının yaşanmadığını bildirdi.
“Türkiye ihtiyatlı bir tutum izliyor”
Türkiye’nin çatışmanın tarafı olmadığına dikkat çeken güvenlik kaynakları, şu değerlendirmede bulundu:
“Türkiye savaşın tarafı değildir ve çatışmanın içine çekilmemek için ihtiyatlı bir tutum sergilemektedir. Bölgede yeni gerilim hatlarının oluşmaması için sorumluluk bilinciyle hareket edilmekte ve tüm taraflara bu mesaj iletilmektedir. İran tarafına da söz konusu saldırıya ilişkin sorumluların hızla tespit edilmesi ve gerekli önlemlerin alınması gerektiği net bir şekilde iletilmiştir.”
“Türkiye caydırıcı güce sahiptir”
Türkiye’nin ihtiyatlı yaklaşımının sınırsız bir tolerans anlamına gelmediği vurgulanırken, ülkenin milli güvenliğini korumak için gerekli caydırıcı güce sahip olduğu belirtildi. Kaynaklar, gerektiğinde Türkiye’nin kendi belirlediği şekilde karşılık niteliğinde tedbirler almaktan çekinmeyeceğini ifade etti.
NATO hava savunma sistemlerinin füzeleri etkisiz hale getirmesinin, Türkiye’nin hava sahasının korunması ve müttefikler arasındaki koordinasyonun etkinliği açısından önemli bir örnek olduğu da kaydedildi.
“Türkiye barış için diplomasiye devam edecek”
Açıklamada, Türkiye’nin güvenlik önlemlerini en üst düzeyde sürdürürken gerilimin daha fazla tırmanmaması için diplomasi kanallarını da aktif biçimde kullandığı belirtildi. Cumhurbaşkanı
Recep Tayyip Erdoğan’ın yürüttüğü lider diplomasisinin, bölgede tansiyonun düşürülmesi ve çatışmaların daha geniş bir alana yayılmasının önlenmesi açısından önemli rol oynadığı ifade edildi.
Türkiye’nin kriz anlarında yalnızca kendi güvenliğini değil, bölgesel istikrarı da gözeten sorumlu bir devlet refleksiyle hareket ettiği vurgulanarak, barışın anahtarının diplomasi ve diyalogda görülmeye devam edileceği belirtildi.
Mezhepçilik uyarısı
Açıklamada ayrıca bölgede yaşanan gerilimlerin özellikle sosyal medyada mezhep temelli tartışmalara dönüştürülmesinin tehlikeli bir tuzak olduğuna dikkat çekildi. Türkiye’nin hem dış politikada hem de kamuoyundaki tartışmalarda mezhepçi söylemlerden uzak durulması gerektiğini vurguladığı ifade edildi.
Bu süreçte dijital mecralarda dolaşıma sokulan manipülatif içeriklere karşı da ilgili kurumların yakından takip ve gerekli müdahaleleri gerçekleştirdiği kaydedildi.

