Ziraat Mühendisi Gözüyle: İftar Menüsü Rezilliği ve İsraf Ekonomisi
Ramazan ayı geldiğinde dilimizden düşürmediğimiz kelime “bereket”tir. Ancak sofralara oturduğumuzda gördüğümüz manzara, ne bereketle ne de vicdanla bağdaşıyor. Bu yazıyı yalnızca bir vatandaş sitemiyle değil, bir ziraat mühendisi olarak kaleme alıyorum. Çünkü tarladaki alın teri, sofrada “fix menü” hırsına kurban ediliyor.
Tarlada Aylar, Sofrada Dakikalar
Bir kilo domatesin yetişmesi için harcanan suyu, çiftçinin mazot derdini, gübre maliyetini ve don tehlikesine karşı geçirilen uykusuz geceleri biz mühendisler biliriz. Üretim süreci bu kadar zahmetliyken, restoranlardaki “zorunlu iftar menüsü” dayatması, emeğe yapılmış en büyük ihanettir.

Yemediğimizin Parasını Neden Ödüyoruz?
Restoranlarda önümüze ucu bucağı olmayan listeler konuluyor: iftariyelikler, şerbetler, ana yemekler, zoraki tatlılar… Peki, bunların hepsini tüketiyor muyuz? Hayır. Ama işletmeci diyor ki: “Yemesen de ödeyeceksin.” Bu sistem hem vatandaşın cebini sömürüyor hem de devasa bir gıda israfına davetiye çıkarıyor. Masaya gelen tabakların yarısı, daha kaşık vurulmadan çöpe gidiyor. Oysa bizim inancımızda israf haramdır.
Hayır İftarlarında da Aynı Vebal
Toplu hayır iftarlarında da benzer tabloyla karşılaşıyoruz. İyi niyetle hazırlanan ama planlaması doğru yapılmamış tabakların yarısı çöpe gidiyorsa, orada büyük bir vebal vardır. İhtiyacı olanın kursağına girmeyen her lokma, doğrudan atığa dönüşüyor ve hayrın özünü zedeliyor.
Çözüm: Yediğin Kadar Al, Yediğin Kadar Öde
Artık bu “fix menü” zorbalığına son verilmelidir. Tüketici ne yemek istiyorsa onu seçmeli ve sadece onun bedelini ödemelidir. Bu hem adaletli bir ticaretin gereğidir hem de gıda arz güvenliğimizi korumanın tek yoludur.
Bir mühendis olarak uyarıyorum: Dünya genelinde gıda krizi konuşulurken, biz soframızdaki israfı görmezden gelemeyiz. İşletmeciler vicdanlı olmalı, denetçiler bu dayatmaları görmeli, vatandaş ise tercihini israfsız işletmelerden yana kullanmalıdır.
Son Söz
Unutmayalım: Çöpe giden her tabak, aslında çiftçinin emeği, toprağın bereketi ve çocuklarımızın geleceğidir. Gelin bu Ramazan’da israfa son verelim, bereketi gerçekten paylaşalım.









YORUMLAR