Nilüfer’de ata tohumlarının korunması ve yaygınlaştırılması amacıyla düzenlenen 11. Tohum Takas Şenliği, Nilüfer Halk Dansları Topluluğu’nun gösterisiyle başladı. Gün boyunca konserler, atölyeler ve tohum takası etkinlikleriyle devam eden şenlikte birçok belediye, okul ve sivil toplum kuruluşu kendi ürettikleri yerel ve ata tohumlarını paylaşarak takas etti.

“Tohum Yaşamın Ta Kendisidir”
Etkinlikte konuşan Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, mart ayının baharın müjdecisi olduğunu belirterek cemrelerin toprağa düşmesiyle yaşamın yeniden başladığını söyledi.

Konuşmasında Nazım Hikmet’in “Yetmişinde bile zeytin dikeceksin” sözlerini hatırlatan Özdemir, doğayı ve yaşamı ciddiye aldıklarını vurguladı. Özdemir, “Tohum yaşamın ta kendisidir. Tarımsal üretimin ilk halkasıdır. Bitki sağlığının ve gıda güvenliğinin temelidir. Tohumsuz tarım olmaz, tarımsız hayat olmaz” dedi.

11 Yılda Büyüyen Hareket
Nilüfer’de ata tohumları çalışmalarının 11 yıl önce küçük bir alanda başladığını belirten Özdemir, bugün Ürünlü Mahallesi’ndeki yaklaşık 6 dekarlık kent bostanlarında yüzlerce çeşit yerel tohum üretildiğini söyledi.

70 parselde yürütülen üretimle yerel tohumların çoğaltıldığını ifade eden Özdemir, Nilüfer’de başlayan bu hareketin zamanla Türkiye’nin birçok kentine yayıldığını belirtti.

15 Bin Paket Tohum Dağıtılacak
Şenlik kapsamında bu yıl 30 farklı yerel çeşitten 15 bin paket tohumun vatandaşlara dağıtılacağını açıklayan Özdemir, bakla, bezelye, domates, fasulye, kavun, karpuz ve patlıcan gibi birçok yerel tohumun toprakla buluşmaya hazır olduğunu söyledi.

Tohumların yalnızca dağıtılmadığını vurgulayan Özdemir, vatandaşlardan bu tohumları ekip çoğaltmalarını ve komşularıyla paylaşmalarını istedi.

“Yerel Genetik Miras İçin Kritik Bir Model”
Etkinlikte konuşan TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası Bursa Şube Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Hasan Kayın ise tohum takas etkinliklerinin yerel genetik mirasın korunması açısından önemli olduğunu söyledi.

Kayın, “Nilüfer Belediyesi tarafından düzenlenen Tohum Takas Etkinliği, modern tarımın tek tipleştirici etkisine karşı yerel genetik mirasın korunması adına kritik bir ‘in situ’ (yerinde) koruma modelidir” dedi.

Yerel Genetik Kaynakların Korunması
Yerel çeşitlerin belirli bir coğrafyada yüzyıllar boyunca süren doğal seçilim ve çiftçi deneyimi sonucunda oluştuğunu belirten Kayın, bu tohumların bulundukları bölgenin iklim ve toprak koşullarına uyum sağlamış genetik kaynaklar olduğunu ifade etti.
Nilüfer’de düzenlenen tohum takas etkinliğinin yalnızca tohumların saklanmasını değil, aynı zamanda üretim döngüsü içinde yaşatılmasını hedeflediğini vurguladı.
Endüstriyel tarımda kullanılan hibrit tohumların yüksek verim odaklı ve genetik olarak homojen olduğunu belirten Kayın, yerel tohumların ise yüksek genetik çeşitliliğe sahip olduğunu söyledi.
Bu genetik çeşitliliğin kuraklık, yeni zararlılar ve iklim değişikliği gibi stres faktörlerine karşı bitkilerin direnç geliştirmesini sağlayan önemli bir “sigorta mekanizması” olduğunu ifade etti.
Kayın, yerel tohumların korunmasının sürdürülebilir tarım ve gıda güvenliği açısından büyük önem taşıdığını belirtti.








