BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay’ın ‘TEKNOSAB KOBİ OSB projesini takip etmek üzere gittiğim salona adım atmak bile başlı başına bir mücadele gerektiriyordu. İğne atsan yere düşmeyecek tabirinin yetersiz kaldığı bir kalabalık; koridorlara, kapı önlerine, Merinos’un avlusuna taşan 3 bine yakın insan…
Bu sayı protokolden ya da meraklı bir izleyici kitlesinden ibaret değildi. Yıllardır apartman altlarında, dar sokaklarda, derme çatma imalathanelerde sıkışıp kalmış, büyümek istedikçe duvarlara çarpan Bursalı KOBİ’lerdi.
Kürsüye geçen BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay’ın sunumunu dinlerken, salondaki tepkiyi ölçmeye çalıştım. İş dünyasının yüzündeki dikkatli bakışlarda, kentin ihtiyaç duyduğu aklın sahada bulduğu tam karşılık ve onay okunuyordu.
Bir şehre ve odaya liderlik etmek, rutin işleri sürdürmek değildir. Asıl liderlik; kentin tıkanan damarlarını teşhis etmek ve “çözülemez” denen kronik sorunların üzerine cesaretle gitmektir. Kent içinde 8 bin KOBİ’nin imalat şartlarında çektiği çileyi, verim kaybını ve altyapısızlığı doğru okumak; ardından bu birikmiş sorunu TEKNOSAB KOBİ OSB gibi devasa bir ekosisteme dönüştürebilmek, işte bu vizyoner yaklaşımın eseridir.
Salondaki protokol tablosuna bakıldığında durum çok daha net anlaşılıyordu. Bursa Valisi Erol Ayyıldız, Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Şahin Biba, AK Parti ve MHP’nin il başkanları yan yana duruyordu. Kentin karar dinamiklerinin Bursa’nın geleceğini inşa edecek böylesine stratejik bir projede aynı hedef etrafında buluşması tesadüf olamaz. Bu durum; Ankara’dan yerel yönetime kadar tüm mekanizmaların, İbrahim Burkay’ın ortaya koyduğu projenin gerçekçiliğine ve kent için taşıdığı hayati öneme ikna olduğunu gösteriyor.
Meseleye dar bir pencereden bakmak yetersiz kalır. Lansmanı yapılan vizyon; kentsel dönüşümün sanayideki en radikal karşılığıdır. Şehrin kılcal damarlarına yayılmış imalathanelerin planlı ve yüksek teknolojili modüler alanlara taşınması; doğrudan Bursa’nın yaşam kalitesinin yükselmesidir. Sanayiyi kentin sırtında bir yük olmaktan çıkarıp, kenti ferahlatan bir kaldıraç haline getiren yaklaşım tam da budur.
500 metrekareden 3 bin metrekareye varan modüler tesisler, %30 peşinat ve 36 ay vadeye dayalı finansman modeli, Defence Hub’dan Gıda OSB’ye, Data Center’dan Serbest Bölge’ye uzanan entegre ekosistem… Bunlar kılı kırk yararak hazırlanmış, ayakları yere basan ekonomik projeksiyonlardır. Bu projeler aslında yeni ekonominin de yükselen değerleri ve beklentilerini karşılayan nitelikte.
Merinos’ta ortaya konan tablo, yaklaşan BTSO seçimleri öncesinde de dengeleri tamamen değiştirdi. Ortaya konan projelerin ölçeği, kamu bürokrasisi ve siyasi iradeyle kurulan güçlü koordinasyon, en önemlisi de sandıkta belirleyici olan KOBİ’lerin salonda sunduğu ezici destek, Burkay’ın oda siyasetinde neden alternatifinin olmadığını bir kez daha kanıtladı. Kuru vaatlerin ve polemiklerin ötesine geçip kentin önüne 50 yıllık somut bir vizyon koyan bir iradenin karşısında rekabet kulvarı açmak artık neredeyse imkânsız.

