Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, 21’inci MÜSİAD EXPO ve 29’uncu IBF Uluslararası İş Forumu’nun açılışında iş dünyası temsilcileriyle bir araya geldi. Açılışa MÜSİAD Genel Başkanı Burhan Özdemir ve Ticaret Bakan Yardımcısı Özgür Volkan Ağar katıldı. Küresel ekonomide yaşanan jeopolitik gerilimlere, artan korumacılık eğilimlerine ve navlun maliyetlerindeki yükselişe dikkat çeken Yılmaz, Türkiye’nin güçlü üretim kapasitesi ve ihracat performansıyla pozitif ayrıştığını belirtti. 2025 yılı sonu itibarıyla milli gelirin 1,6 trilyon doları geçtiğini ve 2026 yılı ilk yarısında yıllıklandırılmış olarak 1,7 trilyon doları aştığını ifade eden Yılmaz, ekonomi programı kapsamında ihracatçılara yönelik yeni destek paketlerinin müjdesini vererek 2029 yılı ihracat hedefini ilan etti.
“400 milyar doları aşan mal ve hizmet ihracatımızı 450 milyar dolara yükseltmeyi hedefliyoruz”
Mal ve hizmet ihracatını 450 milyar dolara yükseltmeyi hedeflediklerini belirten Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, “Dış ticaretin kolaylaştırılması için en önemli araçlarımızdan biri olan gümrükleri yakından takip ediyoruz. Bu kapsamda, iş süreçlerinin ve ihracat işlemlerinin kolaylaştırılması için gümrük idareleri ile gümrük kapılarının yenilenmesi işlem kapasitelerini artırarak fiziki ve teknolojik altyapılarını milli kullanım imkânları gözeterek ihtiyaçlar doğrultusunda geliştirmeye devam ediyoruz. Serbest bölgelerimizin kapasitelerini geliştirip etkinliklerini artırarak yeşil dönüşüm ve döngüsel ekonomiye katkılarının artırılmasını sağlayacak düzenlemeleri hayata geçirmeyi planlıyoruz. Tüm bu hayata geçirmeyi öngördüğümüz politikalarla, dış ticarette rekabetçiliğimizi artırarak ve bölgesel merkez konumunu güçlendirerek OVP döneminin sonunda (2029), şu anda 400 milyar doları aşan mal ve hizmet ihracatımızı 450 milyar dolara yükseltmeyi hedefliyoruz” dedi.
“2026 yılı ilk yarısı itibarıyla yıllıklandırılmış milli gelirimiz 1,7 trilyon doları aşmıştır”
Yılmaz, “Küresel konjonktürdeki olumsuz gelişmelere rağmen Türkiye ekonomisi, üretim kapasitesi ve ihracat gücüyle diğer ülke ve bölgelere kıyasla daha pozitif ayrışmayı başarmıştır. 2002 yılında 239 milyar dolar seviyesinde olan milli gelirimiz 2025 yılında 1,6 trilyon doları geçmiştir. 2026 yılı ilk yarısı itibarıyla da yıllıklandırılmış milli gelirimiz 1,7 trilyon doları aşmıştır. Benzer şekilde 2002 yılında kişi başına GSYH 3 bin 616 dolar iken 2025 yılında 18 bin 103 dolara yükselmiştir” ifadelerini kullandı.
“2002 yılında 14 milyar dolar olan hizmetler ihracatımız yaklaşık 9 katına çıkarak 125 milyar dolara yükselmiştir”
Mal ve hizmetler ihracatında tüm zamanların rekorunun kırıldığını belirten Yılmaz, “Ana ihracat pazarlarımız olan Avrupa ve MENA bölgesinde büyüme hızında yaşanan olumsuz tablo ülkemiz için ilave baskılar oluşturmaktadır. Bununla birlikte ihracatımız, bölgesel ve küresel koşullardaki belirgin bozulmaya rağmen, dayanıklı seyrini koruyarak değer bazında artmaya devam etmektedir. Bu performansın Ağustos ayında da sürmesi, ihracatımızın dış şoklar karşısındaki dayanıklılığını koruduğunu göstermektedir. Bu zor sınamadan da başarıyla geçen ihracatçılarımızı özellikle tebrik etmek isterim. 2002 yılında 36,1 milyar dolar olan ihracatımız 2025 yılında 7,6 katına çıkarak 273,2 milyar dolara yükselirken; 2026 yılı Ağustos ayı itibarıyla yıllıklandırılmış ihracatımız ise 280 milyar doları aşmıştır. Mal ihracatında yakaladığımız bu başarıyı hizmetler ihracatımızda da görüyoruz. 2002 yılında 14 milyar dolar olan hizmetler ihracatımız yaklaşık 9 katına çıkarak 125 milyar dolara yükselmiştir. Mal ve hizmetler ihracatı toplamımız ise 2002 yılındaki 50 milyar dolar seviyesinden yaklaşık 8 katına çıkarak 2025 yılında 400 milyar dolara yaklaşarak tüm zamanların rekorunu kırmıştır” şeklinde konuştu.
“750 milyar liralık YTAK kredi imkânını sanayicilerimizin kullanımına sunuyoruz”
Yılmaz, “Pazar çeşitliliğinin sağlanmasını ve farklı ülkelere yönelik ticaretimizin geliştirilmesi kapsamında Uzak Ülkeler, İslam Ülkeleri ve Afrika Ülkeleri gibi çeşitli stratejilerimiz ile mal ve hizmet ihracatımızın geliştirilmesi ve çeşitlendirilmesi amacıyla çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Yine ihracat vizyonumuz çerçevesinde yatırım, istihdam, finansman ve dış ticaret politikası araçlarını bütüncül şekilde geliştirip uygulamaya alıyoruz. Bunun yanı sıra ihracat destekleri ile ihracat finansman araçlarını ortak amaca hizmet eden ayrılmaz bir bütünün parçaları olarak görüyoruz. Bu kapsamda, Ticaret Bakanlığımızın destekleri ile Eximbank desteklerini bir bütün olarak ele alıyoruz. İmalat Sanayii Finansman Desteği Programı kapsamında 250 milyar liralık ilave kredi desteği sağlıyoruz. Orta-yüksek ve yüksek teknoloji ağırlıklı sanayi yatırımlarına yönelik üç yıllık dönemde 750 milyar liralık YTAK kredi imkânını sanayicilerimizin kullanımına sunuyoruz” dedi.
“İhracat sigortası imkânlarını ve yeni pazarlara giriş desteklerini genişletmeyi sürdüreceğiz”
Yılmaz, “İhracatçılarımıza sağlanan düşük faizli reeskont kredilerini, ihracat sigortası imkânlarını ve yeni pazarlara giriş desteklerini genişletmeyi sürdüreceğiz. Turizm, bilişim, taşımacılık, eğitim, sağlık, dizi/film, animasyon, fuarcılık, kültür endüstrileri, yurtdışı müteahhitlik ve teknik müşavirlik alanlarında verimlilik ve rekabet gücünü esas alan döviz kazandırıcı hizmet ticaretini destekliyoruz. Yerli üretimin haksız rekabete karşı korunması önceliklendirdiğimiz bir diğer konudur. Bu çerçevede, ithalata olan bağımlılığı azaltacak ve ithalatın üreticilerimizi uğratmış olduğu zarara ve haksız rekabete karşı önlemleri almayı sürdüreceğiz. Üretimimizi; dünya ticaretindeki payı artan yüksek teknolojili ve yüksek katma değerli ürünlere yönlendirecek çalışmaların hız kazanması gerektiğine inanıyoruz. Yeşil ve dijital dönüşüm ile politika ve uygulamalarda etkinliğin artırılması ve verimliliğin yükseltilmesi önemli gördüğümüz diğer başlıklardır” dedi.
“Hicaz güzergahına yeni bir perspektifle bakıyoruz”
Yılmaz ,”İkili ve çok taraflı ilişkilerimizde hak ve menfaatlerin savunulması kapsamında ticari diplomasi faaliyetlerimize de hız kesmeden devam ediyoruz. Bu kapsamda, AB ile Gümrük Birliğinin güncellenmesine yönelik çalışmaları sürdürüyor ve yeni serbest ticaret anlaşmalarına yönelik çalışmalar yürütüyoruz. Kalkınma Yolu, Orta Koridor, Zengezur Koridoru ve yeni demiryolu bağlantılarıyla doğu-batı ve kuzey-güney eksenlerindeki ticaret akımlarında Türkiye’nin ağırlığını artırıyoruz. Hicaz güzergahına da yeni bir perspektifle bakıyoruz. Limanlarımızı, lojistik merkezlerimizi, sanayi bölgelerimizi ve demiryolu ağlarımızı bütünleştirerek ülkemizi küresel ekonominin güçlü üretim, lojistik ve ticaret merkezlerinden biri hâline getirmeyi amaçlıyoruz. Uluslararası yatırımcılara da açık ve güçlü bir mesaj vermek istiyorum: Program döneminde öngörülebilir, şeffaf, rekabetçi ve yatırımcı dostu iş ortamımızı daha ileriye taşıyacağız” ifadelerini kullandı.

