Ana Sayfa Arama Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Ferit Gücüyener

Osmangazi’de büyük işler, küçük dokunuşlar

Osmangazi’yi konuşurken genellikle nüfusundan, yoğunluğundan, tarihi bölgelerinden, trafiğinden ya da yapılan yatırımlardan söz ediyoruz. Oysa bir ilçeyi asıl anlatan biraz da günlük hayatın içinde bıraktığı izlerdir. Bir çocuğun gülümsemesi, bir öğrencinin ders başına oturması, bir üreticinin yetiştirdiği ürünün değer görmesi, kadınların birlikte hazırladığı bir tarhananın sofraya gelmesi… Belediyecilik dediğimiz şeyin vatandaşın hayatındaki karşılığı biraz da burada ortaya çıkıyor.

Son dönemde Osmangazi Belediyesi’nin çalışmalarına baktığımda farklı alanlara yayılan bir tablo görüyorum. Büyük projelerin yanında mahalle ölçeğinde insanların hayatına dokunan işler de var. Bence önemli olan da bu. Çünkü koca bir ilçeyi yönetmek sadece büyük yatırımlarla değil, insanların günlük hayatında karşılık bulan çalışmalarla mümkün.

Bunun en dikkat çekici örneklerinden biri tarihi Romangal Fabrikası. Bursa’nın endüstriyel ve kültürel mirasının önemli parçalarından biri olan tarihi Romangal (Turgut Yılmaz İpek) Fabrikası için hazırlanan “Romangal Katılımcı Yönetişim Projesi: Endüstriyel Mirastan Ortak Geleceğe”, 43 şehirden yapılan 147 başvuru arasından hibe desteği almaya hak kazanan dört projeden biri oldu.

Burada benim dikkatimi çeken yalnızca projenin hibe desteği kazanması değil. Asıl mesele, yıllardır önünden geçtiğimiz, geçmişte Bursa’nın üretim hayatında önemli bir yeri olan bir yapının yeniden kentin gündemine gelmesi. Çünkü şehirlerin hafızası sadece eski fotoğraflarda yaşamıyor. Doğru değerlendirildiğinde o yapılar geleceğin de bir parçası olabiliyor.

Bir başka tarafta ise çok daha farklı bir tablo var. Soğanlı Millet Bahçesi’nde düzenlenen Osmangazi Tarhana İmecesiDAĞDER’li kadınların iki gün boyunca birlikte tarhana hazırlaması, ardından ilk çorbanın vatandaşlara ikram edilmesi bana göre sıradan bir etkinlikten çok daha fazlası.

Çünkü imece kültürü, bu toprakların en güzel geleneklerinden biri. İnsanların bir araya gelip elindeki imkânı paylaşması, birlikte üretmesi ve ortaya çıkan emeği yine toplumla paylaşması bugün belki her zamankinden daha değerli. Bir tencere tarhana üzerinden aslında komşuluğu, dayanışmayı ve birlikte hareket etme kültürünü konuşuyoruz.

Osmangazi’de çocuklara ve gençlere yönelik çalışmalar da dikkat çekiyor. Yetenek Evleri’nin yeni eğitim döneminde yeniden kapılarını açması, özellikle lise hazırlık kurslarının başlaması aileler açısından önemli. Bir öğrencinin sınava hazırlanırken ihtiyaç duyduğu desteği kendi ilçesinde bulabilmesi, bazen yapılan büyük bir binadan çok daha anlamlı hale gelebiliyor.

Çocuklar konusunda Şükran Gönenç Oyun ve Oyuncak Evi de önemli. Demirkapı Mahallesi’ne kazandırılan merkezde çocukların oyun oynayacağı, paylaşacağı ve öğreneceği bir alan oluşturuluyor. Çocukların yalnızca ders çalıştığı değil, oyun oynadığı, arkadaşlarıyla vakit geçirdiği ve kendisini güvende hissettiği alanlara da ihtiyacı var.

Diş sağlığı konusunda çocuklara yönelik düzenlenen farkındalık etkinliği de aynı anlayışın başka bir örneği. Yeşil Bursa Roman Dernekleri Federasyonu ile gerçekleştirilen programda çocuklara ağız ve diş sağlığı konusunda bilgiler verildi, hediyeler dağıtıldı. Belki haber olarak birkaç satırdan ibaret görünüyor ama bir çocuğun küçük yaşta kazandığı doğru alışkanlık, ileride çok daha büyük bir faydaya dönüşebilir.

Spor tarafında da hareketli bir Osmangazi var. Bursa’da düzenlenen Triathle Ulusal Sıralama, Masterlar Ulusal Sıralama ve Spor Toto Türkiye Şampiyonası’nda 249 sporcu mücadele etti. Farklı yaş gruplarından sporcuların aynı organizasyonda buluşması, sporun ilçedeki yaşamın bir parçası haline gelmesi açısından önemli.

Bir de Bursa’nın geçmişiyle bugününü buluşturan çalışmalar var. “Kapalı Çarşı’dan Sanayiye: Bursa’nın Ticaret ve Üretim Yolculuğu” paneli bu açıdan dikkat çekici. Bursa’nın yüzyıllara uzanan ticaret kültürünün bugünkü sanayi yapısına nasıl dönüştüğünü konuşmak, aslında şehrin nereden geldiğini anlamak açısından da önemli.

Çünkü Bursa’nın sanayisi bir anda ortaya çıkmadı. Kapalı Çarşı’dan başlayan ticaret kültürü, zaman içerisinde üretime, fabrikalara ve bugünkü sanayi yapısına dönüştü. Bu geçmişi bilmeden bugünkü Bursa’yı anlamak da kolay değil.

Osmangazi’nin kırsal mahallelerinde düzenlenen festivaller ise işin başka bir yüzünü gösteriyor. Gündoğdu’daki Siyah İncir Festivali’nde 14 köyden gelen üreticilerin ürünleri buluştu. Karabalçık’ta ise 12’ncisi düzenlenen Üzüm Festivali’nde yılın en kaliteli üzümü seçildi.

Bu etkinliklere sadece konser ve eğlence gözüyle bakmamak gerekiyor. Bir üreticinin aylarca emek verdiği ürünün festivalde sergilenmesi, vatandaş tarafından tanınması ve yerel ürünlerin gelecek kuşaklara aktarılması da önemli.

Geçtiğimiz günlerde Karabalçık’ta üzümün kalitesinin uzmanlar tarafından kontrol edilmesini izlerken de aslında bunu düşündüm. Bir tarafta üretici emeği, diğer tarafta o emeğin değerini artırmaya çalışan bir organizasyon var. Böyle bakıldığında festival sadece bir günlük etkinlik olmaktan çıkıyor.

Gaziler Günü dolayısıyla düzenlenen buluşma da başka bir anlam taşıyor. Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın’ın gazilerle bir araya geldiği programda vefa ve minnet duyguları ön plana çıktı. Bir kentin geçmişini hatırlaması, o geçmişte fedakârlık yapan insanları unutmaması da yerel yönetimlerin sosyal sorumluluklarından biri.

Bütün bu çalışmaların birbirinden farklı olduğu açık.

Romangal başka bir konu, tarhana başka, eğitim başka, spor başka, üzüm ve incir başka…

Ama hepsinin ortak bir tarafı var: İnsan hayatının farklı bir noktasına dokunuyorlar.

Bence Osmangazi gibi büyük ve hareketli bir ilçede belediyeciliğin en zor tarafı da bu. Her mahallenin, her yaş grubunun ve her kesimin beklentisi aynı değil. Çocuğun ihtiyacı başka, öğrencinin başka, üreticinin başka, yaşlının başka.

Bu nedenle belediyecilik sadece büyük projelerin sayısıyla ölçülebilecek bir iş değil.

Bazen tarihi bir yapıyı yeniden gündeme taşımak, bazen çocuklara oyun alanı açmak, bazen gençlere ders desteği vermek, bazen üreticinin üzümünü ve incirini tanıtmak, bazen de kadınların imece kültürünü yaşatmak…

Hepsi kentin başka bir yerine dokunuyor.

Osmangazi’nin önünde elbette çözülmesi gereken pek çok sorun var. Bunları konuşmaya da devam edeceğiz. Ancak yapılan işlere bakarken yalnızca eksikleri değil, ilçenin sosyal hayatına dokunan bu tür çalışmaların da hakkını teslim etmek gerekiyor.

Çünkü şehir dediğimiz şey sadece binalardan, yollardan ve meydanlardan oluşmuyor.

Bir şehri şehir yapan biraz da insanların birbirine dokunduğu anlardır.

Osmangazi’de son dönemdeki çalışmalara baktığımda benim gördüğüm de tam olarak bu: Büyük bir ilçenin, büyük meselelerinin yanında küçük gibi görünen ama insanların hayatında karşılığı olan pek çok hikâye birikiyor.

Ve bazen bir belediyenin yaptığı işi anlamanın en güzel yolu, hazırlanan projelerin listesinden çok, o işin karşısında duran insanın yüzüne bakmak.

Çünkü yapılan hizmetin gerçek karşılığı orada ortaya çıkıyor.

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER