Belediyelerin çalışmalarını değerlendirirken yalnızca ne kadar yatırım yaptıklarına değil, hangi ihtiyaca cevap verdiklerine de bakarım. Çünkü bazen milyonlarca liralık bir yatırım kadar, bir çocuğun spor yapabilmesine imkân sağlamak ya da zor günlerden geçen bir aileye destek olmak da önemlidir. Osmangazi Belediyesi’nin son çalışmalarında bu farklı başlıkları bir arada görüyoruz.
Osmangazi Belediyesi’nin son dönemdeki çalışmalarına baktığımda, birbirinden farklı başlıkların aslında aynı noktada buluştuğunu görüyorum: Şehrin gündelik hayatına dokunmak.
Demirtaş Sakarya Mahallesi’nde tamamlanan kapalı pazar alanı bunun güzel örneklerinden biri. Dışarıdan bakıldığında bir pazar yeri yatırımı gibi görünebilir. Oysa o alan, sabahın erken saatlerinde tezgâhını açan esnafın, alışverişini daha rahat yapmak isteyen vatandaşın, yağmurda ve soğukta zorlanmak istemeyen insanların hayatının bir parçası olacak. Üstelik çevresindeki yol çalışmalarıyla birlikte düşünüldüğünde yatırımın yalnızca bir binadan ibaret olmadığı daha iyi anlaşılıyor.
Bir başka önemli başlık ise 12 milyar 543 milyon 190 bin TL olarak kabul edilen 2027 bütçesi. Rakam büyük, sorumluluk daha da büyük. Çünkü belediye bütçesi dediğimiz şey, aslında bir ilçenin önümüzdeki yıllarda nasıl bir yaşam alanına dönüşeceğinin de göstergesi. Önemli olan bu kaynağın mahallelerde, sokaklarda ve vatandaşın günlük yaşamında karşılık bulması.
Erkan Aydın’ın önündeki en önemli sınavlardan biri de bu olacak. Beklentiler büyük, ihtiyaçlar farklı, Osmangazi ise her geçen gün büyüyen ve değişen bir ilçe.
Ancak belediyecilik yalnızca asfalt, kaldırım, bina ve bütçeden ibaret değil. Bazen bir çocuğun eline verilen voleybol topu, bazen amatör bir spor kulübüne ulaştırılan malzeme, bazen de bir satranç turnuvasında heyecanla hamle yapan çocukların yüzündeki mutluluk çok daha anlamlı hale geliyor.
Osmangazi Belediyesi’nin amatör spor kulüplerine yönelik desteğini ve Cumhuriyet Bayramı kapsamında düzenlediği satranç ve voleybol organizasyonlarını bu açıdan değerlendirmek gerekiyor. Çünkü spor, çocuklara yalnızca kazanmayı değil, birlikte hareket etmeyi, mücadele etmeyi ve kaybettiğinde yeniden ayağa kalkmayı da öğretiyor.
Bir de hayatın daha hassas, daha duygusal tarafı var.
LÖSEV’in İyilik Dükkanı’nın Osmangazi’de vatandaşlarla buluşması, bana göre bu çalışmaların en anlamlı başlıklarından biri. Lösemili çocukların annelerinin el emeğiyle hazırladığı ürünler belki bir dükkânda sergileniyor ama orada satılan yalnızca bir ürün değil. Bir annenin emeği, umudu ve hayata tutunma çabası var. Belediyelerin böyle dayanışma alanlarına kapı açması, şehir kültürünün gelişmesi açısından da kıymetli.
Semt pazarlarında sürdürülen denetimler de günlük hayatın görünmeyen ama önemli hizmetlerinden. Vatandaşın güvenli alışveriş yapabilmesi, esnafın kurallara uygun şekilde faaliyet göstermesi ve pazar düzeninin korunması, belediyeciliğin doğrudan sokağa yansıyan tarafı.
Bir de Bursa’nın kimliğini oluşturan kültürel bağlar var.
Erkan Aydın’ın, “Bursa ve Osmangazi aslında bir Balkan şehridir” sözü üzerinde durmaya değer. Çünkü Bursa’yı Bursa yapan yalnızca tarihi yapıları, sanayisi veya nüfusu değil. Balkanlar’dan, Kafkaslar’dan, Anadolu’nun farklı köşelerinden gelen insanların oluşturduğu ortak yaşam kültürü. Aynı sofrada buluşmak, aynı sokakta komşu olmak, farklı gelenekleri bir arada yaşatmak…
Hemşehri Buluşmaları da bu bağların hatırlanması açısından önemli.
Bütün bu çalışmaları yan yana koyduğumuzda Osmangazi’de farklı alanlara yayılan bir hizmet tablosu ortaya çıkıyor. Bir tarafta milyarlarca liralık bütçe ve fiziki yatırımlar, diğer tarafta çocuklar, sporcular, anneler, esnaf ve kültürel dayanışma…
Bana göre bir ilçenin gerçek değeri de tam burada ortaya çıkıyor.
Çünkü şehir dediğimiz yer yalnızca yolların, binaların ve meydanların toplamı değil. İçinde yaşayan insanların kendilerini ne kadar iyi hissettikleriyle anlam kazanıyor.
Osmangazi’nin önünde yapılacak çok iş, karşılanacak çok ihtiyaç var. Demirtaş’taki pazar alanından spor kulüplerine, sosyal dayanışmadan kültürel etkinliklere kadar atılan adımların kalıcı sonuçlara dönüşmesi önemli.
Erkan Aydın ve ekibinin önündeki asıl mesele de bu: Yapılan hizmetleri vatandaşın hayatında hissedilir hale getirmek.
Sonuçta bir belediyenin başarısı yalnızca açılışlarla, törenlerle veya açıklanan bütçelerle ölçülmez. Sabah pazara giden vatandaşın rahatlığı, spor sahasına koşan çocuğun mutluluğu, emeği karşılık bulan annenin umudu ve kendisini yaşadığı şehre ait hisseden insanın memnuniyetiyle ölçülür.
Osmangazi’nin hikâyesi de biraz böyle yazılıyor. Büyük yatırımların yanında küçük gibi görünen ama insanın hayatında büyük yer tutan dokunuşlarla…

